Sosyal medya devrimi olarak adlandırılan, insanların iletişim kanallarını zenginleştiren ve bunu teknolojiyi kullanarak sağlayan bir site var herkesin malumu… Facebook.
Teknolojiyi çok yakından takip ettiğim için, sitenin ilk üniversitelere yaygınlaştığı an üye olmuştum ve o sıralar etrafımda bildiğim hiç kimse yoktu siteden haberdar olan. Herkese forward maillerle “ya bakın böyle bir site var, resim koyabiliyorsunuz, tag’liyorsunuz ve yorum yapabiliyorsunuz, harika bir fikir” diye haber vermiştim.
Gel zaman git zaman herkes gibi ben de ilkokul arkadaşlarımı buldum sitede… “aaa ne kadar büyümüşsün, aaaa saçların bile dökülmüş” tepkilerini verdik…
Sonra application (uygulama) çılgınlığı çıktı. Abuk subuk bir sürü uygulamayla doldurdum profil sayfamı… Minimalist bir insan olduğum için sonradan hepsini çıkarttım.
Biraz daha zaman geçince artık baymaya başladı Facebook… Normal hayatta görüşmediğim, sadece tipini hatırladığım bir sürü insanla doldurdum listemi, kimseyi reddedemiyorsun sonuçta… Bir zaman merhabalaşmışlığın oluyor.
Ve en sonunda hiç girmez oldum siteye, ama mailler gelmeye devam etti…
Ben de buna bir son verme kararı aldım. Peki tam gerekçeleri neler, nasıl tam anlamıyla çıkılıyor bu facebook’tan bu yazıda anlatıyorum…
Öncelikle şunu belirtmek isterim, Facebook Web 2.0 uygulamaları içinde en çok ses getiren uygulamadır (bence) ve tam bir başarı hikayesidir. Milyonlarca kullanıcıyı efektif bir şekilde bir araya getiren ve birşeyler paylaşmalarını sağlayan bir siteyi kurmak, işletmek ve para kaznadıran bir şekle sokmak çok zor bir şey ve benim takdir ettiğim bir başarı.
Ancak her yeniliğin, uygulamanın ve icadın faydaları olduğu gibi zararları da var, ve Facebook bu konuda bir istisna değil. Ayrıca bazılarına çok faydalı gelebilecek bir şey, başkası için zararlı olabilir.
Bu yazıyı yazarken kimsenin facebook ile ilgili kararını etkileme niyetim yok, beğenirsiniz veya beğenmezsiniz o tamamen sizin ihtiyaçlarınızı karşılayıp karşılamadığı ile alakalı… Benim ihtiyaçlarıma cevap veremediği için ben Facebook hesabımı siliyorum.
Bu açıklamadan sonra öncelikle Facebook’un bu zamana kadar bana sağladığı faydaları sıralamak lazım.
Facebook’un faydaları:
- Eski dostluklar: Türkiye’de Facebook en çok “ya abi inanır mısın, ilk okul arkadaşımı buldum facebook’tan” muhabbetleri ile tanındı… Hakikaten ana okulu, ilk okul, orta okul vb. bilimum Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı öğretim birimindeki tanıdıklarınızı burada bulabiliyorsunuz… Bulunca da hoş bir tad bırakıyor insanda.
- İlişki Ağı (Networking): Bir süredir görüşmediğiniz arkadaşınıza işiniz düştü, buradan bir mesaj atarak kontak kurup derdinize derman bulabiliyorsunuz. (Ne kadar işe yarar bilinmez)
- Kim ne yapmış, kim kiminle evlenmiş vs. vs.: Aaa falanca yurtdışına gitmiş, filanca evlenmiş, x kişisi iş kurmuş, y kişisi terfi etmiş gibi arkadaşlarınızın hayatlarıyla ilgili değişiklik ve kayıtları görebiliyorsunuz…
- Fotoğraflar: Sizin elinizde olmayan, başkaları tarafından çekilmiş ve harddisklerinin bir köşesinde duran bir sürü fotoğraftan haberdar oluyorsunuz.
- Marketing: Varsa önemli bir duyurunuz buradan arkadaşlarınızı haberdar edebiliyorsunuz… Mesela Bahama’larda tatil yaptıysanız, bu sizin için çok önemli bir haber olsa gerek… Hemen yolluyorsunuz fotoğrafları, gidemeyenler çatlıyor hasetinden :P
Facebook’un yukarda anlattığım faydalarının yanı sıra inanılmaz büyük zararları da var… Ve bunları bir kefeye koyunca, zararları faydalarını geçiyor.
Facebook’un zararları:
- Gizlilik: Her ne kadar facebook siz bilgileri gizlerseniz yayınlamayacağını taahhüt etse de, google tarafından search edilebiliyor olması beni inanılmaz rahatsız ediyor. Devlet sırrı sayılabilecek hiçbir şeyi facebook’a koymuyor olsam da, tanımadığım insanların benim hakkımda bir şeylere internet üzerinden ulaşabilecekleri hissi çok rahatsız edici.
- Zaman kaybı: Kalabalık bir arkadaş listeniz varsa, bunların paylaştığı fotoğraflara bakmak, application’ları incelemek, duvarlarına yazdıkları yazıları okumak, beğendikleri video-resim zart zurt’ları incelemek İ-NA-NIL-MAZ bir vakit kaybı. Çelik gibi bir irade lazım bunları görmezden gelmek için… Bir kere login olduğunuzda bir daha çıkmak çok zor oluyor. Facebook tam anlamıyla dikkat dağıtıcı, verimlilik öldürücü bir web uygulaması.
- Eski dostluklar: Evet bu hem artı, hem de çok büyük bir eksi… Öncelikle şu var, bir insan sizin için görmeye çok değecek birisi ise niye “eski” dost olarak duruyor? Dost, arkadaş dediğin şey 3-5 sene görmediysen hafızalardan silinen bir şeydir… Hadi diyelim gördün, ne konuşacaksın bu insanla? “Vaaay ne kadar büyümüşsün”, “yaşlanmışsın”, “kelleşmişsin” muhabbeti dışında ne konuşabileceksin? Eninde sonunda iki üç mesajlaşmanın ardından o kişi listende bir daha görüşülmemek üzere yer alıyor.
- İlişki ağı: Hasbelkader merhabalaştığım, normalde görüşmediğim ama facebook listemde bulunan bir kişinin işi düştüğünde “ya bana böyle böyle bir şey lazım, yardımcı olsana dostum” diye mesaj atan birisi olduğunda iyi hissetmiyorum… İlişki ağı, -ancak ve ancak- canlı ilişkilerle yürütülebilir bence… Dolayısıyla böyle bir ilişki ağı, ancak “sanal” kalabilir… Yani yürümez, işlemez… Boşuna online network oluşturmaya çabalamak da biçare bir gaye… (Ha profesyonel bir organizasyona üyesindir, insanlar dünyanın dört bir yanına dağılmıştır, ancak bu şekilde görüşülebilmektedir vs. anlarım… O durumda da bunun yeri Facebook değil Linked-in olacaktır)
- Kim ne yapmış, kim kiminle evlenmiş: Bu daha çok kızlarda gördüğüm bir facebook kullanım ihtiyacı. Oturup bütün gün, kim evlenmiş, düğününde nasıl bir gelinlik giymiş, kim kiminle çıkıyor, vs. vs. detayları takip ediyorlar. Bu benim için “kayda değer” bilgiler içersinde değil… Bana ne milletin düğününden… Beni çağırmamış düğüne, niye bakayım fotoğraflarına filan?
- Fotoğraflar: Bir fotoğraf binlerce kelimeye eşdeğermiş… İşte işgüzar bir arkadaşınız, üniversitede sarhoş olduğunuz ve dağıttığınız bir anda çekilmiş “gözler şaşı elde bira şişesi” temalı bir fotoğrafınızı koyunca facebook’a o binlerce kelime kulaklarınızda çınlayabiliyor… Sonra uğraş ki silsin fotoğrafı. Bir kere facebook’un veritabanına bu fotoğraf yüklendiğinde, artık geçmiş olsun bir gün başınıza kakılabilir… “Şok şok şok! Filanca önemli kişinin, skandal fotoğraflarını facebook’ta bulduk” diye. Hepimize ilerde büyük adam olmak nasip olursa, bu tür bir skandal can sıkabilir… Özel fotoğraflar arkadaş arasında kalmalı, kendi aramızda eğlenmeliyiz.
- Özel hayat: Özel hayat gizli olmalı, adı üstünde “özel” hayat… Ancak hem facebook hesap sahibi, hem de arkadaşları bu hayatın özelliğini dalgınlıkla, iş güzarlıkla vs. mahfedebilir
- Kişisel bilgiler: Doğum tarihi, okuduğunuz okullar, çalıştığınız yerler, hobileriniz, gezdiğiniz gördüğünüz şeyler, sevdiğiniz müzik grupları, gerçek isminiz, email adresiniz, msn adresiniz vb. bir araya geldiğinde inanılmaz tehlikeli olabilecek kişisel bilgilerinizi öyle veya böyle facebook sizden topluyor. Sonra ne mi yapıyor? Bilmiyoruz… Sadece naif bir şekilde bu bilgileri kullanarak size uygun reklam gösterimleri sağlıyor… Mesela 22 yaşında ve fenerbahçe grubuna üye olan bir erkeğe reklam olarak fenerbahce.org sitesini gösteriyor… Zararsız değil mi? Değil… Bir an için Facebook’un peygamber gibi ahlaklı insanların çalıştığı bir organizasyon olduğunu varsayalım. (ki öyle değil) Dışardan birisin facebook’un veritabanını hacklemeyeceğini, veya sizin hesabınıza girmeyeceğini nereden biliyorsunuz? Bilmiyorsunuz… Bildiğim tek şey var, bu bilgileri kolay kolay kimseye vermemek lazım.
Benim aklıma gelen fayda ve zararları bunlar… Yaklaşık 3-4 aylık bir test uyguladım kendime… Sadece ayda 1 kere 10-15 dakika facebook’a girdim. Bakalım ne kaçıracağım veya hayatımı nasıl etkileyecek diye… Deneyin sonuçlarına göre, facebook’a girmediğim süre boyunca hayatımda herhangi bir eksiklik hissetmedim, aksine güzel oldu…
Dolayısıyla bugün itibariyle facebook hesabımı siliyorum.
Hesap silmek mi, kapatmak mı (Deaktivasyon)?
Facebook sizin hesabınızı silmenizi istemiyor… Bu bir gerçek… Nereden mi biliyorum? Çünkü ayarların hiçbir yerinde sizin hesap silmenizi sağlayacak bir bölüm yok! İsterseniz saatlerce arayabilirsiniz, sadece bulabileceğiniz şey hesap deaktivasyonu…
Bu ne anlama geliyor? Diyelim ki facebook’tan çıkmak istiyorsunuz… Deaktivasyon da yaptınız… Hayır efendim, çıkamıyorsunuz… Hala fotoğraflarınız duruyor, insanlar yorum yapıyor.. Siz orada olmasanız da izleriniz duruyor ve canlı…
Dolayısıyla facebook sizin kişisel bilgilerinizi hala veritabanında tutuyor oluyor.. Israrla da silmek istemiyor.. (Şüphe uyandı değil mi biraz?)
İkinci olarak da benim bu olaylarda tecrübem şu şekilde: Gemileri yakmadığınız müddetçe aldığınız kararları çöpe atarsınız… Gün olur, “ya canım sıkıldı biraz facebook’a gireyim” der ve girersiniz, sonra kısır döngü tekrar başlar.
O yüzden silmek, deaktivasyondan daha etkili ve gerekli… Peki ya bir gün lazım olursa facebook hesabınız?
Bunu “ya bir gün lazım olursa” diye eskimiş eşyalarını atamayan insanların psikolojisine benzetiyorum. Lazımsa kullanırdın, faydalıysa zaten atmak geçmezdi aklından…
Dolayısıyla tereddüt ediyorsan işin zor. Ben tereddüt etmediğim için uğraştım, facebook hesabını silme yöntemini buldum.
Şu adrese tıklıyorsunuz, sonra “gönder”e basıyorsunuz ve konu kapanıyor. Yalnız bir şeyi belirtmek lazım… Bu yine hesabınızı hemen silmenizi sağlamıyor… Hesap silinme talebi yolluyor sadece… Eğer bu linke tıkladıktan sonra hesabınıza tekrar giriş yaparsanız talebiniz iptal ediliyor. (Uyanıklar)
Hadi bakalım gazanız mübarek olsun…
İlgili Yazılar :
Yazıyla ilgili sorunuz mu var? Yorum mu yapmak istiyorsunuz? Forum'a tıklayarak yorum yapabilirsiniz...





