Hepinizin başına gelmiştir, durup dururken birisi (ailenizden birisi, arkadaşınız, patronunuz, yoldan geçen birisi vs.) gelir size herhangi bir konuda “öyle yapma, böyle yap” diye tavsiye verir… Türk halkı olarak tavsiye vermeyi çok seven bir yapımız var. Ancak, tavsiyeler doğru kişiden-doğru zamanda-doğru amaçla gelmediğinde rahatsız etmekten öteye gitmiyor.
Hele ki enteresan bir insansanız, toplumun hareket ettiği yönde pararlel ilerlemiyorsanız (mesela ben) inanılmaz yorucu olabiliyor bu tavsiyeler… Bu yazıda tavsiye bombardımanı altındaki hayatımızda hangi tavsiyeleri kaale almayıp, bildiğimiz gibi hareket etmeliyiz biraz ahkam keseceğim..
Tavsiye nedir?
Yaptığınız bir şey için birisinin size o yaptığınız şeyi daha farklı yapmanız için söylediği sözlerdir… Mesela “sanatçı olma, mühendis ol… Daha iyi para kazanırsın” spektaküler bir tavsiye örneğidir… Veya “spor yapma, kalp krizi geçirirsin” de bu türden bir örnektir… Bazen işe yarar tavsiyeler de duyulur, mesela “çok fazla alkol alma, karaciğerin zedelenir” gibi.
Bu ve bunun gibi nasihatler, bizlere toplumda birikmiş tecrübelerin aktarılmasını sağlar (iyi ihtimalle)… Ancak çoğu zaman bu tavsiye süreci sağlıklı işlemez, arkasında başka nedenler yatar.
Günlük hayatta sağdan-soldan bombardıman halinde gelen tavsiyelerden bunaldığım için kendi açımdan bir filtre geliştirdim… Bu filtreyi geçemeyen tavsiyeleri ve tavsiye edenleri dinlemiyorum, kanalları kapatıyorum… İnanın acayip rahatlıyorsunuz ve huzurlu oluyorsunuz.
Peki bu filtre nasıl çalışıyor? Anlatıyorum:
1) Tavsiyeyi veren sizi ne kadar tanıyor?
Size herhangi bir konuda tavsiye veren kişi sizi ne kadar tanıyor? Daha tanışalı bir kaç ay olmuşken, zart diye yaşam tarzınıza yorum yapan birisi varsa, hoop kardeşim dur orada demelisiniz… Kimse kimseyi bir kaç ayda yeterince tanıyamaz, uzun süre geçmesi gerekir.
Sadece süre de değil, ilişkilerin yoğunluğu da önemli. Örneğin ayda yılda bir görüştüğünüz bir akrabanız (ki çocukluğunuzdan beri sizi tanıyordur) sizi dostunuzdan daha iyi tanıyamaz.
Dolayısıyla ilk filtre bu… “Beni ne kadar tanıyorsun da tavsiye vermeye niyetlendin?” sorusunun cevabı “çok iyi tanıyorum” değil ise, o tavsiye dinlemeye değmez.
2) Tavsiye veren kişi tavsiye verdiği konuya ne kadar hakim?
Ortalama bir Türk insanının kendisini her işin uzmanı sanma problemi var bence… Nereden mi biliyorum? Kahveye gidip bir futbol maçı izleyin, teknik direktörlüğü Daum’dan, Fatih Terim’den, Mustafa Denizli’den daha iyi bilen bir kahve dolusu adam göreceksiniz. Veya herhangi bir ekonomik gündemi ortaya atın… Konuşacağınız kişiler, baş ekonomist edasıyla yorum yaparlar genellikle…
Size “borsanın kumar olduğunu” söyleyen ve asla bulaşmamanız gereken bir kişiye sorulacak ilk soru şudur: “sermaye piyasasına ne kadar hakimsin?”… Herhangi bir temel finans eğitimi gördün mü?
Veya “yemeklerini ekmeksiz yiyorsun, sağlığın bozulacak” diyen birisine sorun: “karbonhidrat nedir?” diye… Bu temel sorulara sağlıklı cevap alamazsanız tavsiyenin devamını dinlemenin ve vakit kaybetmenin anlamı yok.
Bana bir arkadaşım “mutlaka yoga yapmalısın, sağlığın için bu önemli” demişti (ki üniversitede 2 sene hatha yoga yaptım) ama kendisine “asana nedir?” diye sorduğumda cevap alamamıştım (Asana: Yoga’daki duruş pozisyonları)… Yoga yapmak kesinlikle sağlıklı, ama bu konuda tavsiyeyi konuyu hiç bilmeyen birisinden almak gereksiz.
3) Tavsiyeyi veren kişi kendisi hayatında o tavsiyeyi uyguluyor mu?
Tavsiyeyi vermek kolay, uygulaması zordur… Örneğin obezite sınırında olan bir tanıdığım bana (ki gayet fitim) “sağlıksız besleniyorsun, şunu ye-bunu yeme-şöyle ye-böyle yeme” türünden yarım saatlik bir nutuk çekmişti. Kendisine “peki sen neden bu söylediklerini yapmıyorsun?” dediğimde “iş-güç-hayat zor-vakit bulamıyorum” türünden mazeretleri sıraladı…
Arkadaşım, kendi uymayacağın tavsiyeye ben neden uyayım? Veya uyacaksam da senden dinleyip uyacak değilim, zaten aklım varsa kendim bulur uygularım.
4) Tavsiye “bedavadan” mı geldi? Siz mi talep ettiniz?
Yazının başından beri “yahu sen de şu an tavsiye veriyorsun ama…” diye düşündüğünüzü biliyorum. Bir tavsiyeyi değerli kılan şey, kişinin o konuda bir arayış içinde olması ve tavsiye verecek kişiye danışmasıdır.
Gidersin kariyerinle ilgili bir şeyi merak edersin, tecrübeli bir yöneticiye sorarsın “hangi sektörde olmalıyım?” diye… İşte o an, tavsiye verecek kişiyi kendin seçmişsindir, seni tanıdığını düşünüyorsundur, konuya da hakimdir, kendisi de vereceği tavsiyeyi zamanında uygulamıştır (veya uygulayamadıysa da sebebini bilmektedir). Bu tür durumlarda tavsiye gerçekten işe yarar, sizde davranış değişikliklerine yol açar.
Bu siteyi de internet’te merak ettiğiniz bir konuda arama yaparken buldunuz… Kimse sizi zorlamadı, özgür iradenizle kafanızdaki sorulara cevap aradınız ve yazılarıma denk geldiniz. Dolayısıyla bu yazıları okuyarak, talep ettiğiniz bir tavsiyeyi benden alıyorsunuz.
Ancak siz talep etmeden size bir tavsiye veriliyorsa her bedava verilen şey gibi o tavsiyenin de bir kıymeti yoktur. İnsan ancak kendisi aktif bir şekilde aradığı zaman bir tavsiye davranış değişikliğine yol açar. Aksi durumda nafile bir şeydir.
Sonuç: Bundan sonra iş yerindeki birisi size durduk yerde “öyle yapma böyle yap, böylesi daha faydalı” derse
tavsiye istemedim ama bedavadan verdi -> beni yeterince tanımıyor -> söylediği konuda uzman değil -> kendisi de zaten tavsiyesini uygulamıyor ->SALLA GİTSİN diyerek “teşekkür ederim, bir ara tavsiyeni düşüneceğim” diyerek kibarca başınızdan salabilirsiniz…
İlgili Yazılar :
Yazıyla ilgili sorunuz mu var? Yorum mu yapmak istiyorsunuz? Forum'a tıklayarak yorum yapabilirsiniz...





