Tango Öğrenmek

Dans bana her zaman enteresan gelmiştir. Daha önce hiç yapmadığım için insanların neden bu önceden çalışılmış hareketleri yapmaktan zevk aldıklarını merak etmişimdir.

Ancak, Tango için bu bir istisna oldu bana… Üniversitede izlediğim bir Tango gösterisi benim bu konudaki algımı değiştirmişti. Nedenini bilmiyorum, ancak bir anda Tango yapmak çok anlamlı gelmeye başladı.

Bu aklımın bir köşesinde kalan bir heves oldu hep. Sonra kız arkadaşım (ve birkaç ay sonra hayat arkadaşım) Nihan ile başlamaya karar verdik.

Yaklaşık 4 aydır Tango yapıyoruz ve inanılmaz memnunuz… Bu yazıda Tango dansını, insana kattıklarını ve yaşadıklarımı anlatıyorum.

Tango=Karizma

Tangoist‘ten hocamız Aydın Kocamusaoğlu ve Pelin Koyun çifti’ni imkanınız olursa izlemenizi tavsiye ederim.

Ben izledim… Söyleyebileceğim tek şey hayranlık. Çiftin dansı baştan aşağı karizma üzerine. Bütün hareketler bir ahenk taşıyor ve yapılan her hareketin kadın-erkek ilişkisi adına bir anlamı var.

Tango diğer latin dansları gibi “eğlence” olgusu taşıyan bir dans değil. Daha çok ağırbaşlılık, olgunluk, seksapel ve karizma üzerine kurulu…

Açıkcası yaş ilerledikçe bu sıfatları daha çekici bulmaya başladığımı fark ettim. Bu dans da bu sebeple çok cazip geldi.

Tango = Karşı cinsi anlamak

Günlük hayatta karşı cinsle ilişkilerimiz hep sosyal normlar çerçevesinde şekilleniyor. Merhabalaşıyoruz, tokalaşıyoruz, “nasılsın” diyoruz… “iyiyim” diye cevap veriyoruz..

Toplum günlük hayatta (bence) “karşı cins” olgusunu törpüleyecek şekilde çalışıyor. Erkekler erkekliklerini, kadınlar kadınsı özelliklerini törpülüyor. Ortada buluşuyoruz sosyal sınırlarımızda hareket ederek.

Ama genlerimiz, var oluşumuz değişmiyor… Erkekler içlerinde bastıramadıkları erkeklik öğeleri ile yaşıyor, kadınlar da kadınsı özellikleri ile.

Tango’da bütün bu sosyal normlar yıkılıyor. Bu açıdan çıplak kalıyorsunuz, karşı cins tekrar olması gerektiği gibi saf bir kadın ve erkek oluyor.

İşte o zaman gerçekten karşı cinsi anlıyorsunuz. Onun ihtiyaçlarını, karakter özelliklerini, beklentilerini, duygularını derinden anlıyorsunuz.

Yıllardır tanıdığınız sevgiliniz dans ederken başka bir insan oluyor. Mecburen tabuları yıkmak zorunda kalıyorsunuz, mecburen koşulsuz hareket etmek zorundasınız… Mecbursunuz içinizdeki dürtüleri açığa çıkartmaya, yoksa Tango yapamıyorsunuz. Tabiri caizse penguen gibi sallanıyorsunuz içinizdeki erkek-kadın özelliklerini serbest bırakmazsanız.

O yüzden karşı cinsi en yalın haliyle anlamak için mükemmel bir araç Tango.

Tango = İlişkide yeni boyutlar

Tango’ya ilk başladığınızda dersin ilk konusu “yürümek” oluyor. Size “sokakta nasıl yürüyorsanız öyle yürümeniz” söyleniyor.

Kulağa bu basit gelse de hiç de öyle olmuyor… Eşinle beraber yürüyemiyorsun. Sen gitmek istiyorsun, o durmak istiyor… Sen ileri adım atmak istiyorsun, o geri adım atmak istemiyor.

Sen adım atarken zamanlamanı onunla uyduramıyorsun….

Sonra suçluyorsunuz birbirinizi “sen yürüyemiyorsun” veya “sen geç kalıyorsun” gibi gerekçelerle. İçten içe kızıyorsunuz, “beceriksiz” sanıyorsunuz birbirinizi.

Bir zaman sonra iki tarafın da beceriksiz olduğu ortaya çıkıyor, sonra pişman oluyorsunuz böyle düşündüğünüz için.

İlişki dersin daha ilk anından itibaren böyle girdaplarla çalkalanıyor. (Tabi dışardan bunu hissetmek mümkün değil, ancak dans ederken anlaşılabilir)

Sonra yavaş yavaş eşinle beraber bir uyum yakalamaya başlıyorsun. Senin anlatmak istediğini o anlıyor, onun ihtiyaçlarını sen kavrıyorsun…

Fark ediyorsun ki iki kişi bir bütün olmadığında yürümüyor işler. Birden taşlar rayına oturuyor, keyif almaya başlıyorsun daha önce hiç hissetmediğin kadar.

Tango bu anlamıyla tam bir “ilişki stajı”… Bu ilişki içinde coşkular, kırgınlıklar, kızgınlıklar, barışmalar ve uyum var. Hepsini 3-4 dakikalık bir Tango’da yaşayabildiğin için de beynin dönüyor hızından.

Tango = Kendini iyi hissetmek

Bizlere hep “kadın ve erkek eşittir” diye öğretildi. Konu haklar, seçme seçilme özgürlüğü, iş hayatı olduğunda bu tartışılamaz bir gerçek…

Ama meseleye “doğa” boyutundan bakınca durum hiç de böyle değil… Hiçbir erkeği hemcinsleriyle başka bir erkeğin giyim kuşamını çekiştirir şekilde göremezsiniz. Veya hiçbir kadını canhıraş bir futbolcu’nun performansı üzerine arkadaşlarıyla iddialaşırken de göremezsiniz.

Erkekler alışveriş merkezleri ile ilgilenmezler, kadınlar da halı saha maçıyla… Erkekler bilgisayar karşısında saatlerce oyun oynayabilirler, kadınlar da saatlerce telefonla konuşabilirler.

İkisi de bunları saçma bulur, anlayamaz. Sebebi çok açık, sosyal açıdan, genetik açıdan, nereden bakarsanız bakın kadın ve erkek “eşit” değildir… “Farklı”dır.

Farklı, kötü anlama gelmiyor… Bildiğin gibi, “farklı”… Ne aşağı, ne yukarı… Ne eksik, ne fazla… Sadece farklı!

Tango da bu gerçek üzerine kurulu… İki cinsi “eşit” kabul etmiyor, onları “farklı” kabul ediyor ve bunun üzerine bütün hareketler kurulu…

Tam da bu yüzden dansta bir ahenk ve karizma var. İşte bu yüzden Tango yapan çiftler kendini çok iyi hissediyor.

Tango = Erkeğin Liderliği, Kadının Estetiği

Tango’da erkek liderdir, kadın ise takipçi. Bu sıfatlara hemen “olmaz öyle şey” diye tepkiler vermeyin. Çünkü tango’da eşitlik aramamalısınız, ahenk aramalısınız.

Tango’ya yeni başlayan çiftlerde görülen en büyük problem erkeğin yeterince liderlik edememesi, kadının da dominant olmaya çalışmasıdır.

Bu yüzden penguen gibi fıdık fıdık hareketler ortaya çıkıyor. Tango erkeğin kadına “yön göstermesi” ama aynı zamanda kadının kadınsı özelliklerini sergilemesine imkan tanıması üzerine kurulu…

Bu şu anlama geliyor: Erkek gideceği yönü gösterir, kadın takip eder ve orada kendinden bekleneni sergiler: ESTETİK… Erkeğe de bu minik gösteriyi izleme ayrıcalığı kalır.

Tango’da (bence) kadın ana öğedir… İşe estetik katan, hareket katan ve tango’yu izlenebilir kılan şey kadındır.

Erkek olayın genel seyrini çizer, kadına hareket alanı yaratır, dansın temposunu belirler, ama kadın ocho’larla, sacada’larla, boleo’larla üç boyutta dansı izlenebilir kılar… Erkek liderlik yapar, ama bu kadının üzerinde hegomonya kurması anlamına gelmez, aksine kadın için yapar bu liderliği…

Bu sebeple çok da “adil” bir güç dağılımı vardır. Erkek egosunu tatmin eder, kadın beğenilme arzusunu… Dans biter, tekrar eşit seçme ve seçilme hakkı, eşit terfi seçenekleri ve eşit sosyal haklar devreye girer. Ama dans sırasında “farklar” ortaya çıkar.

Tango = Hikaye

Tango izlerken ve yaparken fark edeceğiniz şey, dans eden çiftin bir hikaye anlatmasıdır. Gerçekten dans sırasında emprovize (yani o an yazılan) bir hikayeyi okuyabilirsiniz…

Erkek bir adım atar, kadın bir adım geri gider… Erkek kadından uzaklaşmak için sola bir adım atar, kadın onun gitmesine müsaade etmez o da sağına bir adım atar.

Erkek onu geri gönderirken kendisi de geriye çekilir ve kadına yol açar… “istersen beni bırakıp gidebilirsin” der gibi.

Kadın ise bu resti görür ve erkeğin açtığı yolu takip ederek ondan uzaklaşır… Erkek bu duruma dayanamaz ve kadını kendi çizdiği yol üzerine tekrar çeker… Sonra onu başka bir  yola davet eder.

Kadın o yola giderken, erkek bir süpriz yapar ve önünü keser. O noktada yakınlaşırlar… Sonra tekrar uzaklaşırlar, bir noktada erkek kadının ayaklarını kendi ayakları ile kıstırır ve kadının yanına gelir…

İzlerken ilişkideki gel-git’ler, yakınlaşmalar, küsmeler, barışmalar, rest çekmeler, pişman olmaları görürsün… İyi bir tangocu, aynı zamanda çok iyi de bir hikaye anlatıcısı olur… (Hocalarımız Onur Kıra ve Çiğdem Camgöz bu konuda çok başarılılar)

Tango = Kendini Tanımak

Tango sabit bir eşle yapılması tavsiye edilmeyen bir dans. Çünkü aynı eşle dans ettikçe, hatalarını anlaman güçleşiyor. Zamanla eşin seni anladığı için sana adapte oluyor ve hareketleri ezberlediği için yanlış da olsa yapıyor.

Bu sebeple tango’da başkaları ile dans etmek gerekiyor. Kurs’ta ve Milonga’larda (dans geceleri) eşin dışında insanlarla da (hatta eşinden daha fazla) dans ediyorsun.

Başka biriyle dans ettikçe kendini tanıyorsun, nerede hata yaptığını anlıyorsun. Yabancı biri ile yakınlaştığın için başkaları ile iletişimin güçleniyor. Empati yeteneğin artıyor.

Maço isen maçoluğu bırakıyorsun, çekingen birisi isen kendine güvenmeyi öğreniyorsun… Kendini, doğal halini daha iyi tanıyor ve geliştiriyorsun.

İşte tam da bu yüzden kişisel gelişime meraklı herkesin mutlaka yapması gereken bir hobi olduğunu düşünüyorum.

Sonuç: Tango = Hayat, İlişkiler, Kendini Tanıma ve Huzur

Tango yaptıkça başka bir insan olmaya başlıyorsunuz… İleri düzey tangocuların danslarını izledikçe bu dansa hayranlığın daha da çok artıyor.

Dans etmek aklınızdan geçsin veya geçmesin, hayatınızda mutlaka bir defa bile olsa Tango yapmanızı, yapamıyorsanız bir Tango gösterisine gitmenizi tavsiye ederim. Pişman olmayacaksınız…


Yazıyla ilgili sorunuz mu var? Yorum mu yapmak istiyorsunuz? Forum'a tıklayarak yorum yapabilirsiniz...

Akıllı Gelişim bildirimlerine üye olmak ister misiniz?

Akıllı Gelişim'de yayınlanan kişisel gelişim yazılarını takip etmek için e-posta adresinizi girin veya twitter'dan takip edin.




E-posta adresinizi girin: