Bu siteyi kurduğumdan ve arkadaşlarıma duyurmamdan beri en çok işittiğim iki tane soru var.
Birincisi: Bu yazıların hepsini sen mi yazıyorsun?
İkincisi: Nasıl vakit buluyorsun bunları yazmaya?
İkisinin de cevabını bu yazıda veriyorum…
Bu yazıların hepsini sen mi yazıyorsun?
Enteresan gelebilir ama, evet ben yazıyorum.!
Bu sorunun sorulmasını yadırgamıyorum. Çünkü insanlarda otomatik olarak “kesin bu bir yerlerden araklamıştır yazıyı, forward maillerden copy paste yapmıştır” önyargısı var.
Hayal kırıklığı yaratabilir ama hiçbir yazım hiçbir yerden kopya değil. Kimsenin fikir emeğini burada kopyala-yapıştır yapıp çalmıyorum.
Oturuyorum, ben yazıyorum hepsini. Aslında bu soru sorulduÄŸunda kendimle de gurur duyuyorum ne yalan söyleyeyim…
İnsanların ortalama (sokaktan geçen) birisinin böyle bir site kurabileceğini, sağlık, hayat, kişisel gelişim, finans, hobiler, teknoloji, verimlilik vb. bir sürü konu hakkında fikir sahibi olabileceğine ihtimal vermemeleri normal.
Siteyi okuyup “hadi canım sen de… Bunları sen yazmış olamazsın” diyenlerin ÅŸaşırmasındaki sebep bu.
Ben ünlü bir gazetenin köşe yazarı deÄŸilim… Bayilerde bulabileceÄŸiniz dergilerin içindeki yazarlardan da deÄŸilim… SaÄŸda solda “guruyum ben” diyen, pilav üstü gurulardan da deÄŸilim.
AraÅŸtıran, okuyan, merak eden, öğrenen ve öğrendiklerini de paylaÅŸmayı seven birisiyim… Biriktiriyorum öğrendiklerimi bilinç altımda. Sonra piÅŸiriyorum onları beynimde ve kendimi yeterli hissettiÄŸim bir anda yazı yazıyorum.
Yazı yazmanın benim için tarif edilemez bir keyfi var. Yazı yazarken kendimi unutuyorum diyebilirim, müthiş bir konsantrasyon oluşuyor, hiçbir şeyi duymuyorum bu 15-20 dakikalık süre içinde.
Eğlendiğim için yazıyorum, dolayısıyla bana bu bir yük gibi de gelmiyor.
“Bunların hepsini sen mi yazıyorsun?” sorusunu soran kiÅŸilerin bu sorunun ardında “yahu amma zordur ha bunu bir kiÅŸinin yazması” düşüncesine sahip olduklarının da farkındayım.
Benim için hiç zor değil, çok kolay. Denerseniz siz de göreceksiniz, insan yazı yazarken kendisini çok iyi hissediyor.
Gelelim ikinci soruya…
Nasıl vakit buluyorsun bunları yazmaya?
Enteresan bir şekilde türkiyede eğitimli plaza insanları bile blogların varlığından haberdar değil. Bir şekilde duyan, denk gelenler sitedeki içeriğe, tasarım için, konfigürasyon için harcanan emeğe bakıp bunun çok vakit alan bir şey olduğunu düşünüyorlar (ve korkuyor, çekiniyorlar)
Oysa ki durum hiç öyle değil (en azından benim için), niye?
- 10 parmak klavye kullanabiliyorum: Daha önce bu yazıda on parmak klavye kullanabildiğimi söylemiştim. Yazı yazmak, şayet on parmak klavye kullanabiliyorsanız inanılmaz basitleşiyor. Örneğin şu an okuduğunuz yazıyı 10 parmak klavye kullanmadan yazsaydım saatlerimi alırdı, ama bu benim 5-10 dakikada yorulmadan, kasmadan, hızlıca tamamlayabildiğim bir şey.
- Teknolojiye çok yatkınım: Benim neslim içinde okuma yazma öğrenmeden önce bilgisayar kullanmaya baÅŸlayan ÅŸanslı azınlıktanım. 80′lerin başından itibaren teknoloji ile ilgili ne varsa takip etmeye ve kullanmaya çalıştım. Dolayısıyla internet teknolojilerini çok hızlı öğrenip, iyi bir kullanıcı oldum. Bu sitenin altyapısı olan wordpress’i satınaldığım host üzerine kendim kurdum, domain (alan adı) ayarlarını kendim yaptım, sitenin görünümünü kendim baÅŸka bir theme’den modifiye ederek ayarladım, tüm reklam ayarlarını, wordpress eklentilerini vs. kendim yaptım. Hatta html, php kodlarına kadar düzeltmeler yaptım. Ve bütün bunları çok hızlı öğrenerek, kolaylıkla tamamladım. Ortalama bir bilgisayar kullanıcısının aylarını alabileceÄŸi bu öğrenme ve uygulama süreci benim için 1-2 gün kadar sürdü toplamda. Dolayısıyla aslında siteyi oluÅŸturmak benim için vakit alan bir ÅŸey deÄŸil.
Ayrıca benim anlayamadığım bir ÅŸey var: bana bu soruyu soranlara “sen de kendine bir blog açabilirsin, yardımcı olabilirim” dediÄŸimde “ya benim hiç boÅŸ vaktim yok” cevabını alıyorum.
Sonra bir bakıyorum bunu diyenler, hürriyet’in kelebek ekini okumaya, saçma sapan forward maillere bakmaya, facebook profillerini düzeltmeye, youtube’dan komik videolar izlemeye vakit bulabiliyorlar… Hayret! bunlar için vakit var, ama kendini geliÅŸtirmek için yok… Klasik birer tembel insan söylemi bunlar.
Sonuç: Blog açmak ve yazı yazmak düşündüğünüzden daha kolay ve acayip zevkli bir uğraş. Ama her işte olduğu gibi bunda da bir öğrenme süreci var, belli yetkinlikleri edinmek gerekiyor.
Bu öğrenme sürecini geçip, yetkinlikleri edinince ise hiç yük gibi gelmiyor, vakit de almıyor.
Bu soruları blogger’lara sormuÅŸsanız, üç aÅŸağı beÅŸ yukarı benim verdiÄŸim gibi cevaplayacaklardır.
Umarım siz de bu yazıyı okuduktan sonra blog açmak ve yazı yazmak için kendinizde motivasyon bulursunuz.






sitedeki açıklamalar için teşekkürler
Ben almanyadan sevgi, gercekten cok guzel bir blog, eger twitter veya facebook sayfasi varsa hemen
ekliycegim.
Çok güzel paylaşım.Elinize sağlık.Teşekkür ederim.Yazı yazmak paylaşım yapmak benimde en çok keyif aldığım işlev.