İnternet’in toplum üzerindeki etkileri derinlemesine inceleniyor. Hızlı bilgi akışı sağlayan ve uçsuz bucaksız bilgi kaynağı olan İnternet, sosyal açıdan incelediğimizde enteresan değişimlere yol açıyor.
Bunlardan belki de en önemlisi mahremiyet… Eskiden iletişim sınırlı sayıda insan ile, sınırlı miktarda gerçekleştirilebilirken, bugün milyonlarca insana bir anda ulaşılabiliyor.
Tabi “iletişim” yapılacak “bilgi” ise her zaman bilimsel vs. olmuyor, kişisel de oluyor.
Kişisel bilgileri internette yayınlamak ise mahremiyet açısından tam bir intahar niteliğinde… Bu yazıda internet ve mahremiyet üzerine, “ne yapmalıyız” ve ”nasıl korunabiliriz” sorularına cevap arıyorum.
Facebook, twitter, blogger vb. sosyal web
Facebook’un Türkiye’de henüz yaygınlaşmaya başladığı dönemlerdi… Ben internete ve teknolojiye çok meraklı olduğumdan, muhtemelen Türkiye’deki ilk facebook kullanıcıları arasındaydım ve arkadaşlarıma “bakın böyle bir site var, profil oluşturup fotoğraflarımızı paylaşabiliyoruz vs.” gibi bilgilendirmeler yapıyordum.
Zaman geçti, artık bilgisayarı bile zor açabilen Annem bile Facebook kullanıcısı oldu… Milyonlarca Türk şu an kişisel bilgilerini internet üzerinde ifşa ediyor.
Kız/erkek arkadaşı ile “samimi” fotoğraflar, “içki alemlerinde” eğlence anıları, “saatte 290 km hız yaparken motosiklet kadranı” türünden fotoğraflar standard hale geldi.
Twitter ve bloglar da hiç yabana atılmayacak birer “özel hayatı ifşa” kaynağı oldular hemen. Blogunda yediği yemekten, gezdiği mekanlara, tatil fotoğraflarından iş hayatında yaşadıklarına kadar herşeyi olabildiğince ayrıntılı anlatır oldular insanlar.
Gönüllü, istekli ve hevesli bir “özel hayatı ifşa etme” trendi başladı gidiyor, ama bu trend geçtiğinde arkasında ağır hasar bırakarak…
İnternette şahsi bilgileri paylaşıma açınca bakın neler oluyor…
Facebook’ta adınız, soyadınız, yaşadığınız yer, doğum tarihiniz, sevdiğiniz müzik türleri, arkadaşlarınız, anılarınız, tarzınız, fikirlerinizle ilgili detaylı, doğru ve dinamik bilgileri paylaşıyorsunuz.
Blogunuzda ve Twitter hesabınız ile dakika dakika yaşadıkalrınızı anlatıyorsunuz.
Iphone’unuzdaki foursquare uygulaması ile anlık olarak bulunduğunuz yeri bile yayınlıyorsunuz internettte.
Hayırlı olsun efendim, nur topu gibi bir “log”unuz (internet tarihçe kaydı) oldu! Artık sizinle ilgili birileri birşeyleri merak ettiğinde elinizle koyduğunuz gibi bulacaktır.
Bunun etkileri ise şöyle:
1) Kişisel bilgi ve maddi hırsızlık: Yayınladığınız bu bilgileri kullanarak tanımadığınız kişiler sizin T.C. kimlik numaranızı tahmin edebilir (bu gerçekten zor değil), arabanızın plakasından, evinizi tespit edebilir, cep telefonunuzu bulabilir. Anne kızlık soyadına kadar sizin bilgilerinizi edinebilir.
Adres, telefon, ana-baba ismi, anne kızlık soyadı, doğum tarihi vb. bilgiler bu kişilerin eline geçtiğinde çorap söküğü gibi sizin için kritik olacak her türlü veriyi elinizle tanımadığınız kişilere teslim etmiş olursunuz.
Banka hesaplarının boşaltılması, taciz, tehdit vb. binlerce müsibet’e açık durumdasınız.
2) Büyüyünce ne olacak?
17-18 yaşında üniversiteye girdiniz, yediniz-içtiniz-yaşadınız… Afiyet olsun, helali hoş olsun.
22 yaşında üniversite’den mezun olunca, hayalinizdeki iş yerine başvurdunuz diyelim. İnsan kaynakları departmanında işe alımdan sorumlu kişi “Ahmet Gönlüaçık” olarak birisi isminizi google’da arattığında facebook hesabınıza ulaşacak, ardından hiç de mülakatta anlattığınız gibi beyefendi bir karakteriniz olmadığını şıp diye anlayacak…
Veya çılgın bir gençlik dönemi yaşayıp, gece alemlerindeki fotoğraflarını, sevgilileri ile hallerini yayınlayan “Ayşe Hoşsohbet” mazbut ve muhafazakar bir ailesi olan müstakbel damat adayı’nın annesi tarafından facebook’taki hallerini gördüğünde acaba ne düşünecek?
Bütün bunları bilinçli bir şekilde “benim kişiliğim bu, beğenirsen beğenirsin, beğenmezsen başka kapıya” düşünerek yapmışsanız sizin tercihinizdir… Ama ya yapmamışsanız?
3) İnternette izler silinmez
Diyelim ki kafanız yerinde değilken son derece tartışmalı bir blog yazısı yazdınız ve ertesi gün uyanınca yaptığınız densizliği anladınız.
Hemen blog yazısını sildiniz diyelim… Geç kaldınız, bu blog yazısını RSS vasıtasıyla otomatik olarak blog’unuza üye olan kişilere göndermiş oldunuz.
Sonrasında bu kişiler “sansasyonel” bu yazıyı twitter, buzz vb. altyapıları kullanarak binlerce kişiyle paylaştı…
Ardından sitedeki yazınız isminizle birlikte kopyalanarak stumbleupon, digg vb. sitelerde yüzbinlerce kullanıcı tarafından oylanarak bir internet fenomeni haline geldi…
Artık yapacak hiçbir şeyiniz yok, ömrü hayatınız boyunca isminizi aratan herkes ilk olarak bu yaptığınız icraata rast gelecek!
Peki ne yapmak lazım?
1) Facebook accountunuzu kapatın: Hatta mümkünse silin! Burada nasıl yapılacağını anlatıyorum.
2) Sosyal ağların kullanımını azaltın: Twitter, buzz vb. micro blogging uygulamalarındaki hesaplarınızı mümkünse kapatın, üyeliklerinizi limitleyin, mümkünse “10 sene sonra bu yazdığım ile hatırlanmak istiyorum” diyemediğiniz hiçbir şeyi yazmayın
3) Kişisel blog’unuzu yeniden şekillendirin: Blog’unuzda kişisel bilgiler vermekten kaçının, mümkünse isminizi bile vermeyin. Gerçekten topluma katmadeğer sağlamayacak yazılar yazmaktan kaçının, sansasyon yaratacak yazılardan uzak durun. Bu yazdığınız herşey ilerde aleyhinize delil olarak kullanılabilir.
4) İlk fırsatta bir kişisel web sayfası yapın: Sizin hakkınızda, sizin istediğiniz kadar ve profesyonel bilgi veren bir web sayfası yapın. Bu web sayfasını da adeta yarı-profesyonel bir CV hazırlıyormuşcasına doldurun. Bu web sayfası sizin kişisel markanızı koruyacağınız ve geliştireceğiniz bir mecra olmalı.
Birisi isminizi internette arattığında ilk bu sayfaya gelmeli ve yanlış bilgiler edinmeyi bu sayede engelleyebilmelisiniz.
Sonuç: İnternet göründüğü kadar masum değil, sizin hakkınızda, sizin sonuçlarını düşünemediğiniz onlarca bilgiyi kaydediyor ve tanımadığınız milyonlarca insana yayınlıyor.
İnternetteki kişiliğinizi koruyun, mahremiyetinizi savunun.
İlgili Yazılar :
Yazıyla ilgili sorunuz mu var? Yorum mu yapmak istiyorsunuz? Forum'a tıklayarak yorum yapabilirsiniz...





