Bilmek ve Öğrenmek Üzerine

Çağımız bilgi çağı. Eskinin “Bir bilene sor” sözü yerini “İnternetten araştır”a bırakmak üzere. Herhangi bir konu ile ilgili kütüphaneye gidip araştırarak, kursa gidip eğitimini alarak, birilerine sorup soruşturarak bilgi edinme yöntemi güncelliğini yitirmekte. İnternetin zaman ve mekan gözetmeksizin bize sunduğu öğrenebilme rahatlığı en hızlı, en kolay ve en ucuz bilgi edinme yöntemi halini almış durumda. Finans, eğitim, sağlık, kariyer vb. konulardan tutun da Türk kahvesi nasıl yapılır, Michael Jackson gibi nasıl dans edilir, araba nasıl park edilir vb. her konuyla ile ilgili yazılara, görsellere, videolara internetten ulaşmamız mümkün. İnternet sayesinde bilgiye kolay ve hızlı ulaşmakla kalmayıp, farklı insanların yorumlarına, deneyimlerine, tavsiyelerine de ulaşabildiğimizden herhangi bir konu ile ilgili alacağımız kararlarda yanılma veya risk alma olasılığı da minimize olmakta.

Eskiden ne kadar çok şey bildiğiniz önemli iken, şimdi ise gerektiği zaman gerektiği kadar ve güvenilir bilgiye hızlıca ulaşıp ulaşamadığınız önemli hale gelmiş durumda. Gerektiğinde doğru ve güvenilir bilgiyi kısa sürede edinebilme özelliği, gerek iş hayatında gerek sosyal hayatta bizi çevremizdeki birçok insandan farklı kılabilecek çok önemli bir özellik olmuş durumda. Yeri gelmişken konuyla ilgili size başımdan geçen ilginç bir anımı anlatayım; Uzun yıllardır telekom sektöründe çalışıyorum. Yıllar önce bir iş görüşmemde falanca protokol kaç numaralı bilgisayar haberleşme portunu kullanmaktadır diye bir soruyla karşılaşmıştım. Sorunun cevabını biliyor olmanın önemi aldığım mühendislik eğitimi ve bilgisayar ağları üzerinden iletişim alanında sahip olduğum deneyim ile kıyaslandığında devede kulak bile değildi oysa. Ortada onlarca haberleşme protokolü ve binlerce haberleşme portu var iken, hangi protokolün hangi portu kullandığını bilmenin pek bir önemi olmaması gerektiğini düşündüm. Dahası çok belki de hiç kullanmayacağım basit bir bilgiyi hatırlayamamamdan dolayı o ana kadar çok iyi gittiğini düşündüğüm iş görüşmemin seyri değişsin de istemiyordum. “Açık söylemek gerekirse sorunuzun cevabını bilmiyorum ama elimin altında internet olduğu sürece pek de gerek duymayacağım bu vb. bilgileri biliyor olmanın önemli olduğunu da pek düşünmüyorum” dedim. İnternet olduğu sürece bu vb. bilgilere saniyeler içerisinde ulaşabileceğimi belirttim. Sonrasında, vermiş olduğum bu cevabın işe alınmamın tek nedeni olmasa da beni diğer adaylardan farklı kılan ve işe kabul edilmemi sağlayan en büyük nedenlerden biri olduğunu öğrendim.

Bilgiye ulaşmak isterken sınırsız derinlikteki bilgi havuzunda boğulmamak, doğru ve işe yarar bilgiyi diğerlerinden ayırt edebilmek de en az bilgiye hızlı ulaşabilmek kadar önemli tabiki. Son olarak çok hoşuma giden Sokrates’in Üçlü Filtre Testi adlı hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum;
Eski Yunanda, Sokrates bilgiyi saklaması nedeniyle saygıdeğer bir ün yapmıştı. Bir gün büyük filozof bir tanıdığına rastladı ve adam ona :

“ Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun ? ” dedi.

“ Bir dakika bekle ” diye yanıt verdi Sokrates.

“ Bana birşey söylemeden önce seni küçük bir testten geçirmek istiyorum. Buna Üçlü Filtre Testi deniyor.”

“ Üçlü Filtre ? ”

“ Doğru ” diye devam etti Sokrates.

“ Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek, iyi bir düşünce olabilir. Üçlü filtre testi dememin nedenini birazdan anlayacaksın. Şimdi birinci filtre, ´Gerçek Filtresi`. Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin? ”

“Hayır” dedi adam. “ Aslında bunu yalnızca duydum ve…”

“ Tamam ” dedi Sokrates. “ Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun. Şimdi ikinci filtreyi deneyelim, `İyilik Filtresi´. Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi birşey mi? ”

“Hayır, tam tersi…”

“Öyleyse” diye devam etti Sokrates, “ Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı. ‘Yararlılık Filtresi´. Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı? ”

“Hayır, pek değil.”

“İyi” diye tamamladı Sokrates. “ Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar değilse bana niye söyleyesin ki? ”

, , , , ,

Powered by WordPress. Designed by Woo Themes

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.