Deneyim Ekonomisi: Apple neden bu kadar başarılı?

Apple enteresan bir şirket. Kullanıcılar için belirli sınırlar belirliyor (mesela flash teknolojisini kullanamazsınız) ve kullanıcıları bu sınırlar içinde hareket etmeye zorluyor.

Normal şartlarda kapitalist sistemde böyle bir şey mümkün olamaz. Çünkü anında başka bir şirket kullanıcılara alternatif “açık” bir sistem sunar ve fark yaratarak kullanıcıları kendisine çeker. (Mesela Google’ın Android işletim sistemi)

Ancak, Apple bir şekilde kullanıcıları kendi istediği hareket alanı içinde tutmasına rağmen hala kullanıcı sayısını arttırmayı başarmış görünüyor.

İşte bu başarının arkasında son yıllarda daha çok önem kazanmış bir şey yatıyor: Deneyim ekonomisi…

Teknolojik üstünlük artık anlam ifade etmiyor

2003 yılında HP şirketi bir tablet bilgisayar çıkarttı… Ardından 7 sene sonra Apple da kendi tablet bilgisayarı olan iPad’i çıkarttı.

Tam 7 sene geçmesine rağmen, HP’nin çıkarttığı tablet Apple’ın tabletinden teknolojik olarak üstün!

Peki şu an HP’nin çıkarttığı tableti hatırlayan var mı? Bu tablet’i almak için insanlar kapılarda kuyruklar oluşturup, birbirlerini ezdiler mi?

Hayır… Hiçbiri olmadı. Çünkü HP’nin tableti teknolojik olarak üstün bir ürün olmasına rağmen tutmadı… Kullanıcılar beğenmediler, teknolojinin bir kenarına atıldı ve çok ufak bir teknoloji meraklısı kitle tarafından kullanılabildi (geek’ler)

Kullanıcı deneyimi en önemlisi

Apple’ın fark yarattığı yer teknolojik üstünlük değil, kullanıcı deneyiminde sağladığı üstünlük.

Iphone çıkmadan önce akıllı telefonlar senelerdir hayattaydı. Windows mobile işletim sistemli cep bilgisayarları ve telefonlarını yoğun bir şekilde kullandım.

Basit bir “program kapatma” işi bile işkenceydi… Elimde aletin kalemi (stylus) o ekrandan bu ekrana, küçücük butonlar arasında gezinir, kapatma tuşunu bulmaya çalışırdım.

Veya basit bir e-mail yazmak istiyorsunuz diyelim, emaili telefonun küçücük sanal klavyesinden yazana kadar gözünüz bozulurdu…

Telefon “smart” (akıllı) olarak adlandırılıyor ama kullanmak için “smart” olmak gerektiğini kimse söylemiyordu. Baya bildiğin teknolojiye hakim, uzun yıllardır bu aletleri kullanan birisi olmak gerekiyordu, sadece basit bir email yazmak için bile.

Ve inanmazsınız, bu yukarda bahsettiğim ucubeler piyasada dominant pazar payına sahipti.

Sonra bir gün apple çıktı, iphone diye bir telefon yarattı. Ne kadar gereksiz tuş, buton, ayar varsa kaldırdı. Sadece tek tuş ile ana sayfaya gidebiliyorduk.

Telefona program yüklemek için bir market kurdu, bizi internetten program arama zahmetinden kurtardı.

Programların tamamının arayüzünü standart hale getirdi… Bir kez iphone’u kullanmayı öğrendiğinizde bütün programları kullanabilir hale geldiniz.

Telefonla internete girebilmek, email atabilmek, online mesajlaşma ve sosyal ağları kullanmak çocuk oyuncağı haline geldi.

7 yaşındaki çocuk da 70 yaşındaki dede de 1 dakikada telefonu kullanmayı öğrenir hale geldiler.

Apple, kullanıcı deneyiminde fark attı

Bugün, Microsoft bile hatasının farkında ve windows mobile işletim sistemini tamamen sıfırdan yeniden yarattı (ve tahmin ettiğiniz gibi, apple’ı taklit ederek…)

Ipad belki 2003 yılındaki HP tablet’inden bile teknolojik olarak geri… Ancak, o kadar kolay, estetik ve esnek bir kullanıcı arayüzü yarattı ki, bu teknolojik eksikliği kullanıcıların çoğunun umrunda bile değil… Resmen arzu nesnesi haline geldi.

Bu devirde artık teknolojik özelliklere bakarak ürün karşılaştıramazsınız

Teknolojik üstünlük, kullanıcıya yansıdığı kadar değerli… Ürününüzün işlemci hızı X zibilyon Ghz olabilir.

Kullanıcının tek önemsediği şey, bilgisayarının kaç saniyede açıldığı.

Bilmem kaç gb’lık ram’li bir netbook çıkartabilirsiniz, bu netbook’la photoshop programında ben kaç saniyede fotoğraf editleyebiliyorum, tek umursadığım şey bu benim.

Veya 500 gb’lık harddiskli laptopunuzla övünebilirsiniz. Kaç saatlik pil ömrü olduğu benim umrumda, gerisi hikaye… Mesela yeni macbook air bu konuda harika bir örnek… http://www.teknolojimeraki.com/2010/11/28/yeni-macbook-air-beni-tavladi/

Ve işin enteresan tarafı da şu, kullanıcı deneyimini optimize etmek için, eski bir teknoloji üzerine çok etkin bir arayüzü tasarlayarak başarıya ulaşabilirsiniz. Apple’ın yaptığı da bu, rakiplerin saçmaladığı nokta da aynen bu…

Maalesef teknoloji firmaları mühendis mantığı ile domine edilmiş durumda (ben de mühendisim) ve bir mühendis ilgilendiği konuya odaklanır: teknoloji…

Mühendise ürün tasarımını emanet ederseniz, ürünü mühendislerin kullanacağı şekilde tasarlar ve bununla da gurur duyar. Bu güne kadar teknolojide yapılan buydu.

Apple oyunun kurallarını değiştirdi, artık tasarımlar ev hanımlarına, gençlere, emekli olan amcama, 5 yaşındaki yeğenime göre yapılıyor.

Bu mantıkla yapılınca da satılıyor.

Sonuç: Artık ürünlerin birbirlerine üstünlüklerini sadece teknik özellikleriyle karşılaştırmaktan vazgeçmeliyiz, bunun katmadeğeri yok.

Gerçekten ürün kullanıcının ihtiyaçlarını tam anlamıyla çözüyor mu? Doğru müşteri profiline, doğru iş modeliyle, anlamlı bir katmadeğer sağlıyor mu sorgulamalıyız.

, , , , ,

  • Ali

    Bir kurum başarılı olursa bir sürü analiz yapılıyor, inceleniyor.

    Facebook alanının ne ilk örneğiydi, ne en başarılısı, keza twitter da öyle. Başka bir çok alanda da çeşitli modalar vardır, modayı yaratan nedir niye insanlar oraya koşar anlamak pek mümkün değil, ama şu bir gerçek ki kimse garsonlarının sinek avladığı bir restoranda yemek yemek istemez, kafasında saniyelik varsayımlar ve çıkarımlarla daha kalabalık yöne gider, Apple veya bugünün başarılı birçok şirketinin başarısının en önemli sebebi de bu aslında.

    Ama herkes bir süre sonra aynı şeyden sıkılır, iPhone, iPad gibi cihazlar da yerini başka bir ürüne bırakınca Apple nerede yanlış yaptı diye yazılar çıkacak, oysa davranış ekonomisi böyle bir şey, elbette bir ürünün satması için belirli şeyler gerekiyor, ama evrensel popülaritenin direk olarak ürünün gerçek değeriyle bir alakası yok.

Powered by WordPress. Designed by Woo Themes

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.