Elalem ne der?!

“Elalem ne der?”…

Bu söz ne kadar anlamlı bir söz… Hayatımızı fark etsek de, etmesek de bu sözün etrafına kurguluyoruz.

Bazılarımız çok kullanıyor bu sözü, bazılarımız az… Azınlıkta ve şanslı bazı insanlar ise hiç kullanmıyor.

Gönülleri ne isterlerse yapıyorlar.

Aslında: Elalem ne derse desin… Niye mi? Bu yazıda anlatıyorum.

1) Elalem kim?

Bir dakikalığına gündelik yaşantınızı masaya yatırın, sanki yaşayan siz değil de bir başkasıymış gibi… Onu inceleyin, ne yapıyor, nelerden keyif alıyor? Zamanını ne ile harcamak istiyor?

Sonra onun etrafındaki insanlara bir bakın… Onlar bu masada yatan kişiden ne bekliyor, onun nasıl yaşamasını istiyor?

Bu iki istek, birbiriyle ne kadar uyumlu bir de ona bakın ve kendinize sorun… Bu elalem kim yahu?

Elalem, seni derinliklerine kadar tanıyan, senin ihtiyaçlarını anlayan, seni mutlu eden şeyleri bilen, senin günün ve geleceğinle ilgili en iyi kararları verebilecek bir “üstün ırk” mı?

Bu insanları ne ara bu pozisyona oturttun?

2) Nedir bu insanların görüşünü bu kadar önemli kılan?

Bu insanların seni yargıladıkları konularda otorite olduklarını mı düşünüyorsun? Yoksa alacağın kararların onları inciteceğini mi sanıyorsun?

Adı ne bu insanların? Konu, komşu, patron, sevgili, arkadaş, anne-baba, eş?

3) Elalem’in dediğini yapmaz, kendin olursan ne kaybedersin?

Saygınlık, para, mevki, ilişkiler, alıştığın yaşam tarzı, sosyal çevren mi elinden gidecek? Bunlar hayatında gerçekten çok mu önemli?

70 yaşına gelip, hasta yatağında geriye bakıp düşündüğünde “başkası için, saygınlık için, para için, mevki için…” mi harcadım bir ömrü mü diyeceksin? Yoksa, “canım ne isterse onu yaptım” mı?

Hangisi seni daha huzurlu yapacak? Hangisi daha mutlu, olgun, gönlü ferah bir insan yapacak seni?

Bu sorulara cevapların netleşmeye başladığında o zaman belki 7 yaşından beri şartlandırıldığın memuriyet, beyaz yakalı sendromundan kurtulup girişimci olmaya hazır olacaksın… Yurtdışında yaşama fikri cazip gelecek…

Çeyiz için biriktirdiğin paralarla gönlünce tatil yapacaksın, aldığın tencerelerle kocana yemek pişirme hayalleri yerine…

Sevmediğin bir mesleği, sırf 4 yıl okudun diye veya 15 senelik bir tecrüben var diye yapmaktan vazgeçip, hayalini kurduğun küçük lokantayı açacaksın…

Ailenin tasvip etmediği ama senin aşık olduğun bölümü yazacaksın üniversite tercihlerinde, puanın elektronik mühendisliğini kazanmaya yettiği halde…

Bu ve bunun gibi örnekler çoğaltılabilir ve hepimizin pişmanlıkları olacaktır.

Bu pişmanlıkların önemli bir kısmı “elalem ne der?” sorusunun her kararımızı az-çok etkilemesinden kaynaklanıyor maalesef. Bu şartlandırmayı aşındırarak, zamanla kendimiz olmayı başarabildiğimiz ölçüde “başarılı” insanlar olacağız…

Onu geçtim “başarı” bile elaleme endeksli olmaktan çıkacak, 70 yaşında elalemi sallayacak halimiz yokken geriye dönüp bakıp “iyi yapmışım be… iyi ki yapmışım” diyeceğiz…

Hayırlısıyla.

  • ELİF sarı

    oFFFF..40’a doğru giderken daha bir anlamlı bu yazılar..ama farkındalık harekete geçmeye yeter mi sizce?

  • (: tam düşüncelerime uymuş yazınız. okurken tebessüm ederek okudum. her gün etrafımda bulunduğu yerden mutlu olmayan insanlara buna benzer şeyler söylüyorum.

  • güzel paylaşımda bulundugunuz için çok teşekkürler

Powered by WordPress. Designed by Woo Themes

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.