Gerçek İhtiyaçlar Nasıl Belirlenir?

İnsan ihtiyaçlarının sınırsız olduğu söylenir. Gerçekte de Dünya üzerinde doyumsuz görünen tek varlık sanırım insan.

Belgesellerde görmüşsünüzdür, karnı tok bir aslan yanından geçen antilop sürüsüne dönüp bakmaz bile! Sadece ihtiyacı varsa avlanır.

Bu neredeyse tüm hayvan türleri hariç aynıdır: ihtiyacı varsa avlanır, yoksa avlanmaz.

Peki biz insanlarda niçin durum böyle değil? Niçin ihtiyacımız olmasa da bir eşyayı alıyoruz?

Çünkü bizi diğer hayvanlardan ayıran bir özellik var: “Geleceği düşünebilmek”.

Gelecekte lazım olur düşüncesi ile ihtiyacımızdan fazlasını elde etme eğilimindeyiz. Bu da çok normal bir güdü… Ancak bir problem var: biz insanlar geleceği öngörmekte son derece başarısızız.

Peki doğru düzgün ön göremediğimiz bir gelecekte, ihtiyaç olacağını düşündüğümüz bir şeyi almaya çalışmak ne kadar doğru bir davranış?

Bu yazıda “ihtiyaç” kavramını kurcalıyorum… Gerçekte ihtiyaç nedir, bu ihtiyaçlar doğru şekilde nasıl belirlenir, kendimizi “ihtiyaçlar” zincirinden nasıl kurtarabiliriz biraz fikir cimnastiği yapıyorum.

Cevat Kelle misiniz?

Olacak o kadar programına çocukken bayılırdım. Oradaki en sevdiğim karakter Tam Teçhizatlı Kameraman Cevat Kelle idi… 80’lerde çocuk olanlar bu karakteri gayet net hatırlayacaklardır. Kendisi bir haber için çekim yapmaya gittiğinde üzerinde kamerasına ek olarak, kamyon lastiği, klozet, hava pompası, şemsiye, şnorkel, tost makinası, bisiklet, televizyon, duvar saati, iskemle ve şişme kadın gibi birbirinden alakasız ve garip eşyayı taşırdı.

Bu tiplemeyi anımsamayanlar için şöyle bir fotoğrafı mevcut:   cevat-kelle2

Cevat Kelle’nin özelliği, her şartta ve koşulda çekim yapmasını sağlayacak şekilde “tam teçhizatlı” dolaşmasıydı. Bu sayede çekim sırasında yağmur yağarsa hemen şemsiyesini açabilecek, karnı acıkırsa tost makinası ile tost pişirip yiyebilecek, acil yetişmesi gereken bir haber varsa sırtındaki dağ bisikletine atlayıp olay mahalline gidebilecekti… Kendisine sorsanız muhtemelen sırtında taşıdığı tüm eşyalar “çok önemli ihtiyaçlardı”

Cevat Kelle’yi bir anoloji olarak kullanırsak şayet; çoğumuz “bir gün lazım olur” diye “ihtiyaç” olarak konumlandırdığımız bir sürü eşya’yı sırtımızda taşıyoruz. Evlerimiz büyümüyor, ama satınaldığımız şeyler evlerde yer kaplıyor ve bizim yaşam alanımızı kısıtlıyor.

Alırken ne tür bir ihtiyacı karşılayacağını kestiremediğimiz, ancak “geleceği düşünme” dürtümüzden dolayı “kenarda dursun, lazım olur” diye satın aldığımız ve bir daha yüzüne bakmadığımız onlarca eşya ile dolu dolaplarımız.

Mutfağımızda belki aynı anda 30 kişiyi ağırlayacak kadar bardak-tabak-çatal-bıçak var. Rondo’sundan, mutfak robotuna, patlamış mısır makinesinden ekmek kızartma makinesine kadar onlarca mutfak eşyamız var… Ama evimize çoğu zaman sadece dinlenmek için uğruyoruz artık, evde bu denli kalabalığa ihtiyaç olacak kadar büyük misafir ağırlamıyoruz.

Evin her tarafından gazetelerden kupon biriktirerek aldığımız abuk subuk elektronik cihazlar, bir sürü adaptör, pil, kablo çıkıyor. Orta halli ailelerin evinde artık üç tane televizyon görmek zor değil… Çoğu zaman evde birden fazla bilgisayar oluyor, her aile ferdi için ayrı ayrı…

Gitgide Cevat Kelleleşiyoruz…

Durum değerlendirmesi:

Gelir seviyemiz her geçen gün yükseliyor. Bu şu anlama geliyor, artık bir alışveriş merkezine gittiğimizde kredi kartını kullanıp alamayacağımız çok az şey var. Eskiden küçük bile olsa bir oyuncak için bizler anne-babamıza yalvarırken, şimdiki çocuklar istemedikleri kadar oyuncak sahibiler.

Bir giysiyi önce büyük kardeş giyip, sonra küçük kardeşe devrederken şimdi böyle bir adet kalmadı… Bunun sebebi yetişkinlerin alım gücünün artık bu tür ufak tefek harcamalar için fazlasıyla kuvvetli olması…

Peki ya bu araba bolluğuna ne demeli?

Bir masada 4 kişi otururken 8 tane cep telefonu görmek nasıl bir duygu?

Veya ortalama bir kızın onlarca ayakkabısının olması nasıl açıklanıyor?

Sadece MSN’e ve İnternete giren bir kişinin “eskidi” diye pentium 4 laptopunu kenara bırakıp, yeni dual core işlemcili bir laptop alması nasıl açıklanabilir?

Emin olun, yukarda verdiğim örneklerin tamamı benim yaşadığım, çevremde gördüğüm şeyler… Ve sizler de görebiliyorsunuzdur… Hatta aramızdaki en minimalist insanlar bile az buçuk Cevat Kelle’lik yapabiliyor.

Bunun sebebi ihtiyaçlarımızı eskiden biz belirlerken, artık bizim kontrolümüz dışına çıkması… Doğru duydunuz: İhtiyaçlarımızı Biz Belirlemiyoruz! Bunu bizim adımıza başkaları yapıyor ve bize dikte ediyor.

Bu başkaları ise şirketler, televizyon, alışveriş merkezleri, reklamlar, billboardlar, güzel mankenler, yakışıklı erkekler ve bunların pompaladığı sanal hayat tarzı… Kapitalist sistemin bizden uymamızı istediği bir hayat tarzı var, bu da alışveriş üzerine kurulu… Kim olduğunuzun hiç önemi yok, bu sistemde alışveriş çılgınlığına kapıldığınız an “hatırlı” müşteri oluyorsunuz…

Peki gerçek ihtiyaçlar nasıl belirlenir?

1) İhtiyaç sinyallerini izleyin: Öncelikle ihtiyaç bir sorunu işaret etmelidir. Örneğin karnınızın acıkması bir sorundur, beyin “yemek” ihtiyacının sinyallerini verir… Veya gözleriniz kapanmaya başladıysa artık “uyku” ihtiyacının sinyallerini almış olursunuz.

Dolayısıyla her ihtiyacın öncesinde bir sinyal bulunmalıdır. Bu sinyalleri aldığınızda hemen harekete geçmeyin. Biraz duraksayın, bunlar birilerinin sizi dürtmek için yarattığı sinyaller mi, yoksa içinizden gelen sinyaller mi?

Bir mağaza’nın vitrinini gördüğünüzde mankenin üzerindeki kırmızı bluz’u alma ihtiyacı mı oluşuyor? Yoksa evde iken “bana kırmızı bir bluz gerekli, yoksa bu set eksik kalıyor” mu diyorsunuz?

Birinci ihtiyaç “tepkisel satınalma” (impulse buying) adı verilen bir tür ihtiyaç… Bu ihtiyacı yaratabilmek için satış ve pazarlama diye bir iş birimi mevcut. O yüzden pazarlama “guru”ları yılda milyonlarca dolar para kazanabilyorlar. Size tepkisel satınalma yaptırabildikleri an, normalde aklınızın ucundan geçmeyen bir şeyi “ihtiyaç” olarak addedip almanızı sağlıyorlar.

Oysa ikinci durumda, yani kendi kendinize düşünerek varlığını hissettiğiniz bir ihtiyaçta kimsenin size dayatması olmadı… Gerçekten rasyonel bir şekilde bu kararı verdiniz. Muhtemelen de alışverişe çıktığınızda kendinize bir kırmızı bluz almak hedefine konsantre olacaksınızdır.

2) İhtiyacın büyüklüğünü belirleyin: Bazı ihtiyaçlar kısa vadelidir… Örneğin tuvalete gitme ihtiyacı… Bazıları ise uzun vadelidir, mesela Ev ihtiyacı gibi… Uzun vadeli olabilecek ihtiyaçlar için kısa süreli çözümler sunuluyorsa vade farkından kaynaklı bir sorun var demektir.

Mesela haftasonları dışarı çıkma ihtiyacınız var. Toplu taşıma kullanarak ulaşım size cazip gelmiyor. Haftaiçinde ise evden-işe ulaşımı şirketin size sağladığı servis aracı ile sağlıyorsunuz.

Hemen “bir araba almalıyım” diye düşünüyorsanız bu durumda kısa süreli ihtiyaç için (haftasonu gezmek) uzun vadeli bir çözüm uygulamaya çalışıyorsunuz (araba almak). Oysa bu ihtiyacınızın çözümü araba almak değil, taksi kullanmak olmalı veya araba kiralamak olmalı… Şayet haftanın 7 günü işe arabayla gitme ihtiyacı duyuyor olsaydınız, o zaman araba almak doğru paralellikte bir çözüm olurdu.

Yine etrafınızda annaneniz yaşında kadınların Nokia N73 veya Iphone gibi gayet kompleks telefonlar kullandıklarını görürsünüz. Oysa ki bu insanların ihtiyacı “mesaj atmak ve telefonla konuşmak”tır. Basit bir telefonla çözülebilecek bu ihtiyacın onlarca kat fazlasını sunan pahalı ve kapsamlı telefonlarla çözülmesi ihtiyaç ve çözüm arasında bir paralelliğin bulunmadığını gösterir. (Dipnot: Annanelerle ilgili problemim yok, teknolojiye hakim bir tanesini görürsem gider elinden öperim). Oysa ebook okuyor, mp3 dinliyor, Web 2.0 sitelere giriyor, youtube’dan video izliyor ve blog’unuzu update ediyorsanız (bkz. ben) bu telefonların sınırlarını zorlayacak bir alete ihtiyacınız olabilir, o zaman da basit bir telefon almak paralellik oluşturmayacaktır.

3) İhtiyaçlar yaşam hedeflerinizle paralel mi?: Hayatta başarılı olmuş insanların kendileri farkında olsun veya olmasınlar odaklandıkları, enerjilerini harcadıkları ve başarmak istedikleri bazı hedefleri vardır. Zaten böyle gayeleriniz yoksa serbest salınımda gezinir durur ve kendini gerçekleştiremeyen birisi olarak bu diyardan göçersiniz (bence)

Hedef diyince insanların aklına “CEO olmak”, “Zengin olmak”, “Dünyanın en başarılı insanı olmak” vs. gibi Amerikan kişisel gelişim camiasının pompaladığı şeyler geliyor. Sayın okuyucum, benim bu sitede böyle bir güdüklüğe tahammülüm pek yok, merak etme… :)

Hedefler biraz daha samimi olduğunda, biraz daha kolay olduğunda ve daha insancıl olduğunda anlamlı geliyor bana. Mesela benim annemin hedefi “sağlıklı, başarılı, dürüst, ahlaklı ve hayırlı evlatlar yetiştirmek” üzerine kurgulu…

Kendisine sorsam “anne senin bu hayattaki hedefin ne?” diye muhtemelen bir cevap alamam. Ama kendisine dışardan baktığımda bu hedefini çok net görebiliyorum. Çünkü tüm hareketleri bu temel üzerine şekilleniyor. Gerçekte de evlatları için elinden geleni yapar.

Benim hedeflerim ise kişisel bütünlüğümü korumak, sağlıklı ve doygun ilişkiler kurmak ve finansal olarak ayaklarımın üzerinde durabilmek olarak özetlenebilir.  (Bunun yanında irili ufaklı bir sürü alt hedefler de mevcut)

Peki benim hedefim “finansal olarak ayaklarımın üzerinde durabilmek” iken ev almaya çalışmak yerine param yettiği için Mini Cooper almaya çalışıyorsam bu ne anlama gelir? İhtiyaçlarımı yaşam hedeflerime paralel hale getirememişim demektir.

Bu sebeple araba alırken Smart Fortwo gibi sorunsuz, ufak ve masrafsız bir araba aldım, şimdi de ev almaya çalışıyorum…

Herhangi bir şeyi ihtiyaç olarak değerlendirmeden önce bu sizin hedeflerinize uygun mu onu bir tartın kafanızda… Ne kadar çok istiyor olursanız olun, hedeflerinize uymuyorsa o eşyayı almayın.

Sonuç: Bir ihtiyacın gerçekten “gerekli” olduğunu anlamak için yukarda saydığım üç kriteri kullanabilirsiniz. Ancak buradaki husus şu: kendinizi kandırmayın…

Kendinizi bir şeyin gerçekten ihtiyacınız olduğu yönünde kandırabilmek çok basit. Ama objektif yaklaşmak çok zor. Çöpe gidecek, evin bir kenarında atılacak, bir kaç kullanım sonrası hevesinizin söndüğü eşyaları sırtınızda Cevat Kelle’nin taşıdığı gibi taşımak istemiyorsanız, maddi ve manevi anlamda ferahlamak istiyorsanız ihtiyaçlarınızı doğru belirleyin ve doğru çözümlerle karşılayın.

, , ,

  • Tüketim çılgınlarının okuması gereken bir yazı… Kaleminize sağlık…

Powered by WordPress. Designed by Woo Themes

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.