İnternet Sansürü

İnternet sansürü bizim gibi bir kaç tane bürokratik kesimin teknolojik gelişimi ve buna müteakip kültürel değişimi kavrayamayan, bu değişime ayak uyduramayan ülkelerin problemi… Uganda’da bile youtube’a girebilirken, bizde Atatürk’e hakaret eden bir video sebebiyle tüm Türkiye’yi cezalandıran bir bürokrasi var.

Bu sitenin adı akıllı gelişim, odaklandığı konu kişisel gelişim… Ama ben size youtube’da bulduğum harika bir video’nun linkini yollayamıyorsam bu sitenin bir tarafı hep tökezleyecek.

Bu yazıda bizi dünyaya rezil eden, devlet yapısındaki çürük “devlet herşeyi vatandaşından daha iyi bilir” mantığını eleştireceğim.

Devlet Bürokrasi’sinin Mantığı Nasıl İşliyor?

Bugün okuduğum bir haberde “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı” Tayfun Acarer  “Youtube Atatürk ile ilgili özel bir kanun nedeniyle yasaklandı. Atatürk diyoruz, din diyoruz, Türkiye’nin hassasiyetleri diyoruz… İnsanların buna saygı göstermesi lazım. Yabancıların da buna saygı göstermesi lazım” demiş…

Özet olarak Tayfun Acarer Türkiye’nin belli hassasiyetleri olduğunu ve bu hassasiyetlere sadece Türkiye’de yaşayanların değil, tüm dünyanın saygı göstermesi gerektiğini düşünüyor.

Saygı göstermeyeni ise yasaklarım diyor, ve bunu pişkin pişkin söylüyor…

Tayfun Acarer’e soruyorum: Nasıl tespit ediyorsunuz bu hassasiyetleri? Kimin, neye, ne kadar, nasıl hassasiyeti olduğunu nereden bilebilirsiniz?

Kaldı ki bildiniz, buldunuz hassasiyetleri… Yahu size ne!? Hassas olan adam, ilgili video’yu açmaz, izlemez… Bunun için yapılmış filtreler var (ve kullanması çok kolay). Kişi kendi insiyatifi ile bu filtreleri kullanıp, istemediği, hassas olduğu konular için KENDİ İNTERNET BAĞLANTISINI filtreleyebilir.

Ama burada temel bir sorun var. Bizde devlet vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini umursamıyor. Hatta vatandaşını, kendi kararlarını veremeyen, kendi tercihlerini yapamayan low-level yaşam formatları olarak görüyor… Bu “vatandaş” denen kitle, güya kendi kararlarını veremeyeceği için devlet baba geliyor ve şak diye internete sansür uyguluyor…

“Bilgi teknolojileri ve iletişim kurumu başkanı” ünvanlı devlet memurunun asli görevi, vatandaşa kaliteli, kesintisiz, dünya ile senkronize iletişim imkanı sağlamak olmalı. Bu devlet memuru’nun maaşını vergi ödeyenler olarak biz veriyoruz… Yani bu kişi işçi, biz ise işvereniz.

İşveren olarak benim bu kişiden “gel benim internetimi sansürle” diye bir talebim olmadı. 100 kişiye sorsanız eminim 90’ı internet sansürünü saçma sapan, muz cumhuriyeti ülkelerinde olan bir uygulama olarak görecek ve tasvip etmeyecektir. Ama dolaylı yollarla benim işe atadığım, maaşını benim verdiğim bu kişi, tutuyor bana vermekle yükümlü olduğu hizmeti kesintiye uğratıyor.

Olayı basite indirgersek, internet sansürü’nü devlet politikası olarak uygulamanın anlamsızlığı ve yanlışlığını böyle anlatabilirim.

Şimdiki Durum Ne?

Site mahkeme kararı ile yasaklandı diye o site çalışmıyor anlamına gelmiyor. Sadece yaşanan şu: Biz Türkiye’de yaşayanlar o siteyi bir daha görmüyoruz… Bizim dışımızdaki milyarlarca insan o siteyi görüyor, bilgi alış verişine devam ediyor. Biz burada yerimizde sayıyoruz, kafamızı kuma gömüyoruz. Daha doğrusu devlet bürokrasisindeki bazı mekanizmalar tutuyor ensemizden kafamızı kuma gömüyor. Ve pişkin pişkin yapıyorlar bunu, hiç umursamadan, herhangi bir rahatsızlık duymadan üstelik.

“Benim vatandaşım işini bilir” sözünü doğrularcasına, biz vatandaşlar ise teknolojinin imkanlarından faydalanıp yasal yöntemlerle bu siteleri ziyaret ediyoruz. Nasıl yapıyoruz, “tunnelling” denen yöntemlerle… Önce internet bağlantımızı yurtdışına çıkartıyoruz (yani kendimizi Türkiye’den soyutluyoruz, sanki uçağa atlayıp Amerika’daki bir cafe’de internete bağlanıyormuşuz gibi) sonra mis gibi istediğimiz siteye giriyoruz.

Amerika’nın herhangi bir konuda “hassasiyeti” olmadığı için de onlarda böyle bir yasak yok. İstediğimiz siteye giriyoruz.

Ve bu yöntemler sanıldığının aksine kullanması acayip kolay araçlarla yapılıyor. Devlet de vatandaşının kafasını kuma gömdüğünü düşünüyor. Oysa ki vatandaş sanal bir uçağa atlıyor, çıkıyor yurtdışına… İstediği siteye sansürsüz giriyor.

Bürokrasi teknolojiyi takip edemediği için internette “yasak” diye bir şeyin işlemeyeceğini anlayamadı. İnternette yasak masak olmaz, olamaz… Doğası gereği mümkün değil, eninde sonunda o sansürleri aşmanın bir yolu bulunur.

Ne Yapmak Gerekiyor?

Tepki göstermeliyiz… Biz 80 sonrası gençlik olarak anne ve babamızdan hep “çocuğum kavgaya karışma, eylem yapma, otur evinde ot gibi, hiçbir şeye karşı çıkma, kuzu gibi ol” telkinleri ile büyüdük. O yüzden hiçbir konuda bir duruşumuz, fikrimiz, tepkimiz yok…

Bırakalım artık bu “ot gibi yaşama” halini ve  tepkimizi gösterelim. Bu sansürcü mantığı aşmak için internet mecrasını kullanarak eylemimizi gerçekleştirelim.

Benim şimdi yaptığım gibi, ekşi sözlük’ün yıllardır yaptığı gibi, internet sansürüne karşı olan tüm bireyin haklarını savunan sitelerin yaptığı gibi bu tepkimizi dile getirelim. Bu konuda yazalım… Koyun olmadığımızı belirtelim…

, ,

Powered by WordPress. Designed by Woo Themes

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.