İşsiz Kalmaktan Korkmamak

Bizim gibi kültürlerde iş sahibi olmak, işe gitmek “adam olmak”la eşdeğer tutuluyor. İşsiz olmak insanın kendisini daha değersiz hissetmesine, toplum tarafından küçük görülmesine kadar varabiliyor.

Bize benzer bir kültür olan Japonya’da patronların çalışanlarını işten çıkarttıktan sonra bile işe gelip gitmelerine izin verdiklerini okumuştum. Bu sayede çalışan maaş almasa bile ele güne karşı “işsiz kalmanın utancını” yaşamak zorunda kalmıyor.

Peki işsiz kalmak gerçekten bu kadar büyük problem mi? İşsiz kalınca bütün dünya üzerimize yıkılmalı mı?

Klasik “iş” tanımını biraz esnetince bu olaya bakışımız değişebilir mi?

Kriz zamanı işsiz kalan büyük bir kitlenin iç huzurunu biraz rahatlatmak için bir kaç fikrim var…

Klasik iş tanımı

Bizim kültürümüzde girişimcilik çok fazla yer kaplamıyor maalesef. Dolayısıyla “patronlar” bizim ayda yılda bir şirkette denk gelirsek gördüğümüz, televizyonlarda izlediğimiz, dizilerde gördüğümüz “uzak” karakterler olarak beynimize kazınmış.

Dolayısıyla çoğumuz için iş “sabah 8- akşam 5” olarak özetlenebilecek, memuriyetin çeşitli varyasyonlarından ibaret… Klasik devlet memurluğunun yanı sıra artık özel sektör “beyaz yaka” memurluğu da revaçta.

Ana okulundan itibaren koca bir nesil bu “sabah 8-akşam5, maaşlı” işlerde çalışmak üzere yetiştiriliyor. Anadolu lisesini kazanıyoruz, iyi üniversitelerde okuyoruz, belki master ve doktora yapıyoruz.. Sonuç: şanslıysak iyi bir şirkette beyaz yakalı olarak hayatımızı idame ettiriyoruz.

Dolayısıyla bizim nesile klasik iş tanımı hedef seçtirilmiş ve bunun dışında bir dünyayı hayal edemiyor. Bu tür işleri kaybettiğindeyse çöküyor, dağılıyor, bitiyor… Haksız da değil, çünkü yaklaşık 20 senesini bunun için heba etmiş, belki de  yüzbinlerce liralık eğitim masrafı yapmış oluyor.

Farklı düşünmek

Maalesef yetiştirilme tarzımız da bu fanustan çıkabilmemizi güçleştiriyor. Sabah 8- Akşam 5 dışında bir şey yapmak en basit tabirle “acayip” geliyor. Yakıştıramıyoruz kendimize… “Toplum ne der?” diye dışlıyoruz hemen alternatif iş fikirlerini… “Boşuna mı okuduk”lar, “aman canım bu yaştan sonra ben mi yapıcam böyle işler” başlıyor.

Farklı düşünemiyoruz… Kalıplarımızın dışına çıkamıyoruz… O yüzden de “işsiz” kalıyoruz.

Aslında yaşadığımız şey “işsizlik” değil, “vizyonsuzluk”, “öngörüsüzlük”, “konfor alanından çıkamayışlık”…

İşsizlik diye bir şey yok

Benim düşünceme göre işsizlik diye bir şey söz konusu olamaz. Olsa olsa harcanan enerjiye göre kazanılan paranın az olduğu işler olabilir, statüsü düşük işler olabilir, “sıkıcı” işler olabilir, “yorucu” işler olabilir…

Ama işsizlik diye bir şey olamaz.

Bu dünyada her bireyin, kendi yetkinliklerine göre iş bulabileceğine inanan birisiyim…

Mesele işsizlik değil, mesele egolarımız.

İki üniversite bitirmiş, ama ekonomik kriz nedeniyle “işsiz” kalmış birisi, kendisine pazarda limon satmayı yediremiyor. Hadi onu geçtim, bir konfeksiyon mağazasında çalışmayı da yediremiyor… Asgari ücretle çalışacağıma evde otururum diyor ve işsiz kaldığı için hayıflanıyor.

Neden? Evde boş oturmak daha mı iyi hissettirecek kendini? McDonald’sta çalışan lise mezunu çocuktan daha mı mutlu ve huzurlu olacaksın? Yoksa kendine yediremiyor musun bu tür işleri, ama itiraf edemiyor musun?

Çalışmak, ne olursa olsun

İşsiz oturan binlerce üniversite mezunu “donanımlı” genç var. Bütün gün evde ana-babasının birikimi sayesinde oturup facebook’ta takılan, chat yapan ama “iş” yapmayan…

Kendini geliştirmeyen… Açıp iki kitap okumayan, mesleği ile ilgili fırsat varken araştırma yapmayan… İşsizliğini ortadan kaldırmak için kılını kıpırdatmayan.

Kariyer.net’e CV girip insanların onu aramasını bekleyen, ama oturup “geleceğini” planlamayan…

Buna rağmen işsizlik yüzünden her gün durumuna üzülen ve isyan eden onbinlerce genç… Hepsi üniversite mezunu, güya ülkeyi kalkındıracak, bizi farklı yerlere taşıyacak…

Merak, araştırma, sürekli gelişim işsiz kalmanızı önler

İşsiz gezen insanların belirli ortak özellikleri olduğunu gördüm. Özellikle askerdeyken kısa dönem arkadaşlarım arasında “abi işsizim, askerden dönünce ne yapıcam bilmiyorum” diyen onlarcasıyla tanıştım…

Bu “ne yapacağımı bilmiyorum” sorunu bana acayip gelmiştir hep. Ne yapacağını bilmiyorsan, bu sorunun cevabını aramak için aktif hale geçmen gerekir.

Gidersin bir internet cafe’ye, açarsın bilgisayarını… Yazarsın google’a “evde para kazanmak” diye. Onlarca fikir bulursun. Bunların %99’u hiçbir işe yaramaz, ama %1’i seni içinde bulunduğun girdaptan çıkartabilir.

Hiçbir fikir bulamıyorsan kendindeki eksiklikleri kapatmaya çalışırsın…

Bilmiyorsan İngilizce öğrenirsin, İngilizce biliyorsan geliştirirsin… İngilizceyi çok iyi biliyorsan ikinci bir yabancı dil öğrenirsin.

İletişim yeteneklerini geliştirirsin, eleştirel bakış açını kuvvetlendirirsin.

Merak ettiğin sektörleri araştırırsın, bu sektördeki uzman kişilerle yazışmaya başlarsın, merak ettiklerini sorar öğrenirsin.

Mesleğinle ilgili kitapları okursun, internetteki blog’ları takip edersin… Dünya’daki diğer insanlarla yazışırsın.

Yüksek lisans yapmaya çalışırsın, doktora için uğraşırsın… GMAT, TOEFL, ALES vb. bir sürü sınavdan yüksek skor almaya çalışırsın…

Mesleğinle ilgili uluslararası sertifikaları almaya çalışırsın.

Hadi bunların hiçbirini yapamıyorsun diyelim. Öğrendiklerini benim yaptığım gibi bir blog açarak insanlarla paylaşabilirsin, sitene google reklamları koyarak para kazanabilirsin.

Gittigidiyor’dan, sahibinden.com’dan satılan ürünleri araştırıp ucuza başka yerlerden bulup sen de satabilirsin, online tüccarlık yapabilirsin. (ve bunun gibi bir sürü fikir…)

Ama oturmazsın, beklemezsin ve şikayet etmezsin…

İşsizlik = Tembellik + Meraksızlık + Vizyonsuzluk + Kendini Geliştirmemek

Ben işsiz kalmaktan korkmuyorum, hiçbir zaman da korkmadım. Çünkü biliyorum ki bir gün işsiz kalırsam (ki bu herkesin başına gelebilir) beni ayağa kaldıracak onlarca iş fikrini depoladım bir kenarda tutuyorum.

Biliyorum ki gerekirse özel ders veririm yine işsiz kalmam… Gerekirse giderim McDonalds’ta çalışırım… Giderim online satış yapan bir site kurarım. Niş bir ürünü internette satarım.

Bir konu üzerine uzmanlaşır, danışmanlık veririm. Hiçbir şey yapamazsam, yapamadığım dönemde onlarca yüzlerce kitap okurum, makale okurum ve yazarım…

Boş durmam, araştırırım, merak ederim, sınırlarımı esnetirim. Ama “işsiz” kaldığım için hayıflanmam, çünkü iş bize öğretilen “sabah 8-akşam 5” demek değildir sadece… İş insanın üretmesi, yaratması, kendisini ispatlamasıdır. Yöntem olarak seçeceğim şeyler bu amaçlar için sadece birer amaç olur.

Harekete geç

Boş oturuyorsan, harekete geç… Bir şeyler yap. Durma. İş ayağına gelmeyecek, sen onu yaratacaksın, sen arayacaksın, sen bulacaksın… İş ile ilgili “algını” değiştireceksin, bakış açını esneteceksin.

Aldığın “diploma”ları rafa kaldır, “nasıl fayda yaratabilirim” diye düşünmeye başla.

Göreceksin ki fikren esneyebildiğinde, işsiz kalmak artık mesele olmaktan çıkacak, çünkü “akıllı insanlar için işsizlik diye bir şey yok”.

, , , ,

  • Kaç kere beğensem azdır. Gerçekten ellerine sağlık.

  • Üniversitelerde özellikle İşletme Fakültelerinde istihdam olmak için değil, istihdam yaratmak için eğitim verilmelidir.Veciz sözü geldi aklıma.
    Çok haklısın dostum.Umarım herkes sindire sindire okur, bu yazını.Ellerine sağlık.

Powered by WordPress. Designed by Woo Themes

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.