İş Değiştirmenin Vakti Geldi mi?

Belki büyük umutlarla büyük hedeflerle, belki de sonradan hayal kırıklığına uğramamak için temkinli davranıp beklentilerinizi düşük tutarak çalışmaya başladınız yeni şirketinizde. Birçoğumuz çalışmayı çok istediğimiz bir şirkette işe başladığımızda ‘ben buradan emekli olurum artık’ diye düşünür. Ama durum genelde öyle olmaz maalesef.

Bir süre sonra yeni işe başladığınız firmanızdaki cicim aylarınız sona ermeye, başta takındığınız iyimser ve mutlu tablonun yerinde yeller esmeye başlar.  Anlam veremediğiniz, kendinizi eleştirmekten alıkoyamadığınız, gözünüze batan, kafanızı meşgul eden çok fazla olumsuz unsur motivasyonunuzu da bitirmek üzeredir yeni iş yerinizde.

Günümüz şartlarında varlığını devam ettirmek isteyen şirketler rekabetçi ortamdan ve çetin piyasa şartlarından dolayı hızlı düşünüp çabuk aksiyon almak, yoğun ve çok çalışmak zorundadırlar genelde.  Hedeflerini tutturmak, büyümek, kalıcı olmak isteyen şirketlerin ortak olmazsa olmazlarının en başında ise müşteri memnuniyeti gelir.  Mevcuttaki müşterilerini elinde tutmak ve yeni müşteriler kazanmak uğruna esnetmediği kuralı, vazgeçmediği prensibi olmayan birçok şirketin en esnetilebilir kuralı ise genelde personel memnuniyeti olmaktadır. Müşteri memnuniyetine paralel olarak,  çalışan personelinin memnuniyetini de son derece önemseyen bir şirkette çalışıyorsanız kendinizi şanslı azınlıktan biri olarak görebilirsiniz :).

 

Günümüzde maalesef birçok şirketin personel memnuniyetini ve motivasyonunu sağlamaya yönelik bir düşüncesi, uygulaması olmadığı gibi kimi şirketler ise personel memnuniyetini ve motivasyonunu arttırmaya yönelik süreçleri ve uygulamaları zaman kaybına ve giderlerin artmasına neden olan, olmasa da olur türden şeyler olarak görmektedir. Sırf bu nedenle bünyesinde İnsan Kaynakları birimi bulundurmayan firma sayısı da bir hayli fazladır. Bünyesinde İK birimi olan birçok şirkette ise İK birimi personelin memnuniyeti, eğitim ve kariyer planlaması ile ilgili işlerle değil ağırlıklı olarak evrak getir/götür, takip işleri yapmakla görevlidir.  Dahası, personelin memnuniyetini ve motivasyonunu arttırıp daha verimli çalışmasını, kısa zamanda nitelikli ve kaliteli işler çıkarmasını sağlayabilecek birçok yönetici de genelde kendi pozisyonunu sağlamlaştırmaya, yaptığı işin şirket için hayati derecede önemli ve vazgeçilmez olduğunu  göstermeye çalışmakla meşgul olduğundan  personelin motivasyonunu sağlamak da yine personelin kendisine kalmaktadır.

 

Peki iş hayatında mutlu olmanın (veya mutsuz olmamanın) , bir firmada çok uzun yıllar çalışıp kalıcı olmanın sihirli bir formülü var mıdır? Aslına bakarsanız bu sorununu cevabı hem EVET hem HAYIR. Çalıştığınız şirkette karşılanmadığını/karşılanmayacağını düşündüğünüz haklı beklentilerinizi mümkün mertebe minimize ederseniz (daha ne kadar minimize edeyim dediğinizi duyar gibiyim :))  ya da beklentilerinizi tamamıyla olmasa da büyük ölçüde karşılayabilecek bir şirkette çalışırsanız iş hayatında mutluluğun sihirli formülünü bulmuşsunuzdur demektir.

 

Kabul etmek gerekir ki hemen hemen her firmanın kronikleşmiş, kendine has ama belli sınırlar çerçevesinde tolere edilebilir sorunları bulunmaktadır.  Beklentilerinizi büyük oranda karşılamayan bir firmada çalışıyorsanız o firmadan ayrılmayı kafaya koyup kesin karar vermeden önce tekrar tekrar düşünmenizde, çevrenizde tecrübesine, birikimlerine güvendiğiniz insanlara danışmanızda fayda vardır. Aksi takdirde yani ince eleyip sık dokumazsanız yeni başlayacağınız şirkette aynı veya benzer sıkıntıları yaşamanız hatta yağmurdan kaçarken doluya tutulmanız mümkündür. Attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmeyecekse veya gelen gideni aratacaksa çalıştığınız firmadan ayrılmanın bir alemi yoktur. Çünkü her ne kadar kendinizce haklı nedenleriniz olsa da özgeçmişinizde sık sık firma değiştirdiğinizi gören birçok işverenin kafasında aleyhinizde soru işaretleri oluşma ihtimali vardır.

 

İşten ayrılma yani tamam mı devam mı kararını verme sürecinde etkili olan kriterler ve bu kriterlerin önem derecesi kişiden kişiye veya zamana bağlı olarak değişebilmektedir. Yakın çevremde iş değiştirmiş birçok arkadaşımın işten ayrılma nedenlerini sorduğumda herkesin farklı ayrılık gerekçeleri olduğuna şahit oldum. Aşağıda insanları işten ayrılmaya iten birçok konuyu maddeler halinde listeledim. Bu konuların tamamında veya büyük çoğunluğunda aleyhinize veya istemediğiniz bir durum söz konusu ise  en kısa zamanda daha iyi şartlarda daha iyi bir iş aramaya başlasanız iyi ederseniz.

 

Sağlanan Maddi Olanaklar, Kolaylıklar

  • İşe başlangıç maaşınız: sanırım ilk etapta herkesin en çok önemsediği kriter bu
  • Şirketin zam politikası :  iyi bir maaşla işe başladınız belki ama şirketin zam politikası nasıl acaba diye düşünmediniz.  Alacağınız zammın periyodu, oranı ve zam kriterleri de en az işe başlangıç maaşınız kadar önemli.
  • Ulaşım Kolaylığı : İstanbul gibi bir yerde yaşıyorsanız, evinizin işinize yakın olması trafikte geçen zaman açısından büyük bir rahatlık. İstanbul’da çalışan biri için en kötü ulaşım senaryosu ise evin ve işin farklı yakalarda olup şirketin servis olanağının olmayışı olur sanırım (Beşiktaş’ta oturup Altunizade de çalışıyorsanız yine iyi fakat Kurtköy’de oturup Avcılar’da çalışıyorsanız vay halinize)
  • İkramiye, prim, yardımlar vs. : işe başlangıç maaşınız ve aldığınız/alacağınız zamlardan çok tatmin değilsinizdir belki ama şirketiniz belirli sürelerle ikramiye, prim vs. veriyor ise bunu göz ardı etmemeniz gerekir. Kimi şirketler ikramiye ve/veya prim dışında yakacak, giyecek, bayram vs. başlıkları adı altında çalışanlarına maddi yardım da bulunabilmekte.
  • Özel sağlık sigortası, bireysel emeklilik sigortası vs. : olmazsa olmaz değil belki ama bazı çalışanlar nezdinde hatırı sayılır bir öneme sahip kriterlerden biri.
  • Dizüstü bilgisayar, mobil telefon, araba vs. : Günümüzde birçok firma çalışanlarına hem daha ergonomik oluşu hem de mobilite sağlaması açısından masaüstü bilgisayar yerine dizüstü bilgisayar verebilmekte. Mobil telefon ve/veya araba imkanı ise şirkete ve çalışılan pozisyona göre değişebilmekte

Şirketin Yapısı

  • Şirketin kısa,orta ve uzun vadeli hedeflerinin, stratejilerinin olması, sektörde lider veya öncü konumda yer almaya çalışması
  • Şirketin kendi iç işleyişinde ve müşteri ilişkilerinde standartlarının olması, süreçlerinin oturmuş olması, genel olarak planlı & programlı iş yapış tarzını benimsemiş olması
  • Şirketin farklı görüşlere ve önerilere önem vermesi, personeli doğrudan ve/veya dolaylı olarak ilgilendiren konularda personelin de fikrini sorması
  • Şirkette rekabetçi ve gelişmeye zorlayıcı ortam olması

Çalışanların Profili

  • Birlikte çalışılan, nadiren veya sürekli iş yapılan iş arkadaşlarından, yöneticilerden duyulan memnuniyet
  •  Çalışanların genel olarak pozitif, yardımsever, iletişimi kuvvetli ve samimi bir profile sahip oluşu

Kariyer ve Eğitim İmkanları

  • Çalışılan pozisyondan,  yapılan işten, kendine ve şirkete yapılan katma değerden duyulan memnuniyet
  • Zam oranı ve/veya terfi konularında şirketin standartlarının, objektif kriterlerininin olması
  • Personelin kişisel ve/veya mesleki gelişimine katkıda bulunacak şirket içi veya şirket dışı eğitimlerin personele sağlanıyor olması

Mesai

  • İşe başlama ve paydos saati
  • Mesai saatleri içerisindeki iş yoğunluğu
  • Fazla mesai
  • Şirketin Cumartesi günü çalışıp çalışmadığı

Ayrıca, firmanın piyasadaki bilinirliği, büyük ve/veya uluslararası firma olup olmaması, şirketin personeline sunduğu sosyal imkanlar, aktiviteler vs. de personelin motivasyonunu doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilmektedir.

, , , ,

  • Alper

    Harika bir yazı… Son zamanlarda benim de düşündüğüm ve bir türlü anlayamadığım bir kavram olan “şirketlerin çalışan mutluluğu için çaba sarfetmeyi angarya olarak görmesi” gerçekliğini oldukça güzel açıklamışsınız.

    Umarım bu blog’u okuyan bazı yöneticiler vardır da, bazı dersler çıkarırlar.

    Teşekkürler.

Powered by WordPress. Designed by Woo Themes

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.