Nasıl Kilo Verilir? Sismanifesto.com

Akıllı Gelişim’de uzun süredir kişisel gelişim alanında kayda değer işler yapan kişilerle söyleşiler yapmayı planlıyordum.

Bu söyleşilerin ilkini inanılması zor bir şeyi başarmış, sınırlarını zorlamış, iradesini kuvvetlendirmiş ve bugün itibariyle 50 kilodan fazla zayıflayabilmiş bir blogger ile yapıyorum.

sismanifesto.com‘un yaratıcısı Demet söyleşi teklifimi kırmadı ve muhtemelen sitesini takip eden sizlerin de merak ettiği konularda sorularımı cevapladı.

1) Öncelikle blog’unda uzun yıllardır kilo verme isteğin olduğunu ve geçmişte bazen bunu başarabilmiş olsan da istikrarı sağlayamadığını belirtiyorsun. Sence bu git-gel’lerin sebebi neydi ve daha sonra motivasyonunu nasıl sağlamlaştırabildin?

Kendimle aramdaki mesafenin yarattığı iki uç! Bu iki ucun hangisinde duracağımı ya da arasında nasıl olmam gerektiğini bilememem. Bu git-gel’lerin sebebi aslında benim “neden kilo aldığımdır.” Neden kilo aldım? Çünkü ben, püf edince yok olan bir mum ışığı gibi yok olabiliyorum kendi içimde. Kayboluyorum, yitip gidiyorum… Aslına bakarsan yaşam dediğimiz şeyin acısıyla nasıl başa çıkabileceğimizi hiçbirimiz doğru dürüst bilmiyoruz. Biri gidiyor kendini alkole vuruyor, biri başka maddelere, biri yemeklere…. Sürekli olarak bir “yatıştırma” isteği. Kendimizi bir beşiğe yatırıp, pışpışlayarak büyütme isteği… “Hadi bakalım, yesin de büyüsün benim kızım” telkinleri.

Yaşamın tadı öyle kekre ki benim için, tüm yediğim o tatlılar aslında o tadı sağaltma çabasıydı. Gözyaşlarıyla eve döndüğüm bir akşam, oturup bir kilo dondurmayı bir yandan ağlayarak yemiş olmam ceza olsun diye kendi sırtıma indirdiğim kırbaçlardı. “Neden herkes gibi olamıyorsun Demet, al sana o zaman,  al sana” diye diye yedim, böyle diye diye dövdüm kendimi. İnsanın ruhu büyük olursa gedikleri de büyük olur. O gedikleri de bir iki lokma tıkamaz. Maalesef… Benim hayatla olan davam bir şeylere çokça inandırılmışken Noel Babanın aslında uydurma olduğunu keşfetmemdir. Sanırım böyle açıklayabilirim ancak.

Ben bu git-gellerin 29. yaşında bir gün haykırarak “YETER” diye bağırdığımı hatırlıyorum. Şişmanlık senin esas kimliğini nüfusundan düşürür. Ne kadar kendin olmak istesen de sadece br steryotipsindir; yumuşak, iyi kalpli, espirili ve “mutlu” olması beklenen… Ne de olsa şişmanlar “mutludur”, güleryüzlüdür… Sıkça gülerler… Kendi “oluş” halleriyle ilgili espiriler patlatırlar. Gerçekten mi? Yoksa bir başkası golü atmadan kendi kalelerine gol atma çabası mıdır o? Bir düşünmek lazım!

Ben hep bu kilolarda değildim. 20’li yaşlarımdan sonra hep “bir parça” fazla kilom vardı ama 132 kilo ne demek? 26-29 yaşlarım arasında “burası benim gezegenim değil” diyen bir öte dünyalının kendini imha çabasıdır benim o kiloya çıkışım. Ama ne yaparsam yapayım imha edemedim, yok olamadım, yediğim hiçbir şey daha fazla tat vermedi. Sadece daha çok acı çeker oldum, daha çok süründüm, çünkü bu sefer duygularımın hassas terazisi üzerine bir de toplumumuzun “önyargıları” ve “tentikleri” eklendi. “E ben ne yapayım? Kendimi alıp nerelere gideyim?” dedim, gerçekten kocaman bir çığlıktı benim koparttığım. “Yeter, yeter, yeter, yeter…….” 12.12.08 günü bir karar satın aldım hayatmarketten kendime. “Bu hayat benim! Ben kendime sahip çıkmazsam kimse çıkmayacak!” dedim. Ne superman gerçekmiş ne de beyazatlı prens. Bizi bizden bşka kurtarabilen kimse yokmuş. Karşılıksız, önkoşulsuz sevgi ve zen bahçeler sadece birer T.V. programıymış. “Ha gayret o zaman Demet” dedim, giriştim kavgaya…

Aslında motivasyonla hiçbir işim yok benim. Ben sadece hayatıma sahip çıkıyorum. Çok kıymet verdiğim “kim olduğum gerçeğine”, beni ben yapan yaşanmışlıklara, tekamül yolunda düşe kalka yürümeme, hayata dair öğrendiğim şeylere, öğrenemediklerime, öğrenmek istediklerime… Bu kimliğin, “demet”in daha fazla bir steryotipin gölgesi altında ezilmesine, taciz edilmesine, bu iki yüzlü toplumun iki yüzüne gönlüm elvermedi. Sütten ağzımı yaktım, şimdi yoğurdu üflüyorum işte. Motivasyonun çok ötesinde benim yaşadığım şey. Bir varolma savaşı…

2) Yaklaşık 14 ay (430 gün) kadar süren bir maratonda tam 51 kilo vermişsin. Bu ayda yaklaşık üç buçuk kilo verdiğin anlamına geliyor. Aslında güzel bir tempoda ilerlemişsin, bu kilo verme hızı metabolizmanda bir yavaşlama yarattı mı? Kendini zinde hissediyor musun?

Bence metabolizma “nasıl” zayıfladığımıza bağlı olarak yavaşlar. Ben bir sürü güzel şey yiyorum. Taze meyve, sebze (ama mevsiminde), balık, yemiş, baklagiller, organik ekmek… Ben rejim yapmıyorum aslında. Sadece eskiden olmayan bir şeye sahibim. “Tercihlerim” var. “Arkadaş ben içinde kimyasalı olan bir şey yemem” diyorum. Onları yemeyince vücut kendini temizliyor, tamir ediyor, canlanıyor. Kendimi hem bedenen hem de zihnen zinde hissediyorum. Çünkü ne yediğimiz nasıl hisettiğimizi ve nasıl düşündüğümüzü çok etkiliyor. Hamurişiyle beslenen biriyle, çiğ sebze yiyen birinin dünya görüşleri arasında bir dünya fark oluyor. Ben bu şekilde beslenmeye başladığımda ilk farkettiğim “bulanıklık” hissinin geçtiğiydi. Zihnimi ve ruhumu bulanıklaştıran tüm o kimyasallardan kurtulmanın nasıl kutsal bir duygu olduğunu anlatamam. Metabolizmamım hızı son sürat! Ben, kendim, ruhum ve zihnim zindeyiz!

3) Yaşam tarzında eskiye göre nasıl değişiklikler yaptın? Hangi alışkanlıklarından vazgeçtin?

Önce vazgeçtiklerimi sıralayım: diyet kola, içinde aspartam olan her şey (sakızlar dahil), beyaz un, şeker, tuz, cips, inek sütü ve ondan üretilen her şey, bisküviler, fastfood, starbucks, şekerlemeler, çikolata, tüm pastane ürünleri, tüm “light” ürünler, içindekiler kısmında ne olduğunu anlamadığım kimyasalların ismi yazan her şey, ayçiçekyağı, margarin, tereyağı, pizza, kızartmalar, markette paketlenmiş ve uzun raf ömrü olan batasıca her şey…

Alışkanlıklarıma gelince; şimdi gözlerimden yaşlar boşanırken, ipodumu takıp yürüyüşe gidiyorum. O içimdeki sıkıntıyı ağlayıp sokağa dökene kadar durmuyorum. Hepsini döktüğümden emin olunca eve gelip ya uyuyorum ya da oturup yazıyorum. En önemlisi “nasıl tepki verdiğimi” değiştirdim. Tepkimi, öfkemi kendime yöneltmekten vazgeçtim. Ben sahip olduğum tek şeyim! Ne için, kim için bu kadar kendimi üzmüşüm ki? Şimdi baktığım yerden kocaman bir saçmalık manzarası tüm o yaşananlar.

4) Düzenli spor yapıyor musun? Spor programını nasıl oluşturdun?

İlk zamanlar sadece yürüyordum. Çok uzun mesafeler ve hızlı bir tempoyla ama. Son 3 aydır bir spor salonuna gidiyorum. Haftada 4 gün (Salı, Perşembe, Cumartesi ve Pazar) gidip 1.5 – 2 saat deli gibi spor yapıyorum. Her seferinde de çok mutlu oluyorum. İnsanlar için o kadar çok şey yaptım, o kadar çok cepten tükettim ki, şimdi kendim için bir şey yapmak çok iyi geliyor.

5) 75 kilo verme hedefin var, bu hızla devam edersen 200 gün sonra hedefine ulaşmış olacaksın. Hedefine ulaştıktan sonra ne yapmayı planlıyorsun?

Bir daha dönmemek üzere çıktığım bu yolda yıkıp, yeniden kurduğum bu hayattın inşaat aşamasında öğrendiklerimi insanlarla paylaşmak istiyorum. Biliyorum bu yine başkalarına yönelik bir hedef ama kimse şişmanlığı dillendirmez, şişman olduğu için yaşadıklarını anlatmaz, sadece gülümserler… Zira onurunu zedeler insanın bu durum. Benim şu anda yaptığım da bu aslında. Ben niye utanıyorum ki onlar utansın diye yapıyorum bu işi.

Bunu haricinde yapmak istediklerim de var tabi… Randy Pausch’ın “Son Konuşma” adlı seminerini ağlaya ağlaya defalarca seyrettikten sonra ihtiyacım olanın “çocukluk hayallerimin peşinden koşmak” olduğunu anladım. Çocukluğumdan beri martial arts’ın büyük bir hayranıyım. Ya tekvandoya ya da kickbox’a başlayacağım. Sensei arıyorum kendime :)

6) Ailen ve arkadaşların sürecine destek oluyorlar mı? Dışardan bakanlar sendeki değişimi nasıl yorumluyorlar?

Ailem ve arkadaşlarım gerçekten çok destek oluyorlar. “Hadi Demet hadi Demet hadi Demet….” Eskiden beni otomatik eleştiri silahlarıyla kurşun yağmuruna tutanlar, şimdi yanıma gelip, göbeklerini tutarak “eee Demet biz nasıl zayıflayacağız” diye soruyorlar. Ben epey gülüyorum tabi. Bunun yanında çok samimi olarak tebrik eden, herhangi bir bağımlılığından nasıl kurtulabileceği üzerine beraber kafa yorduğumuz insanlar da var. Sonuç olarak büyük çoğunluk olumlu bir şekilde yorumluyor. Ama bununla beraber benim “vazgeçtiklerim” yüzünden kendi değer yargıları zedelenen, korkan ve bana saldıran insanlar da var. Neymiş efendi “inek sütü ve ürünlerini tüketmemek de neymiş? Ne demekmiş 10 gün boyunca sadece sıvıyla beslenmek? Öyle iş mi olurmuşmuş? Cık cık cık” İnsanlar sağlıklı olmayı da eleştirebiliyorlarmış demek diyorum ben de…

En çok hoşuma giden beni  1 senedir hiç görmemiş insanlarla karşılaştığımda beni ilk 10 saniye boyunca tanımamaları ve ardından gelen kocaman “Aaaaaaaa”….

7) Blog açma fikri nereden aklına geldi?

Dediğim gibi şişman insanlar genelde şişmanlıkla ilgili konuşmazlar, bu konuyu hep teğet geçerler. Üzerini örtmeye çalıştığımız bir yaradır bu. Bir de bizim topluma kol kırılır yen içinde kalır. Ben bana yapılan, söylenen şeylerden ötürü hiçbir zaman kendi adıma gocunmadım. Şimdi bu diyeceklerim biraz ukalaca gelebilir ve hatta doğrudur çok da ukalalık yaparım çoğu zaman ama ne zaman biri bana şişmanlığımla ilgili bir eleştiri getirse ben önce onların zayıflığına bakardım bir… Ruhunun, beyninin, kültürünün, az kitap okumuşluğunun, gözlerinin bir kez olsun bir Slyvia Plath ya da T.S.Elliot dizesinin üzerinde gezinmemişliğinin, zihninin gelenek ve önyargılara sıkı sıkıya zincirlenmiş olmasının zayıflığına bakardım. Sonra güler geçerdim. Ben en nihayetinde kim olduğum gerçeğine hep inandım. İnsanı insan yapan eti kemiği değil.

Tabi bunları söylerken şişmanlık nedeniyle başıma gelenlerden incindiğim gerçeğini asla yadsımıyorum! Evet çok incindim hem de. Çok! Ama bundan utanması gereken ben değilim, bunu yapanlar diye düşünerek, başkaları incinmesin, şöyle bir silkinip kendine gelsin diye kendi serüvenimi yazmak istedim. Benim blog’um “nasıl zayıflanır” sorusuna cevap veren  “kadınlara has” bir blog değil. Benim blogum düşünme, irdeleme, idareyi ele alma, kendine gelme, silkinme, karar alma, kararlara tutunma, önündeki manzarayı değiştirme, kendine değer verme, ben merkezden çözüm merkeze geçme blogudur.

8) Site ziyaretçilerinden gelen yorumlar nasıl? Senin paylaşımından ilham alıp kilo vermeye karar veren oldu mu?

Hem de nasıl! Şişman Manifesto’yu zayıflar da okuyor. En güzel yanı bu zaten. Dediğim gibi ben sitede kalori hesaplamıyorum. Hayatımı anlatıyorum. İnişlerimi, çıkışlarımı ve bunlarla nasıl mücadele ettiğimi… O nedenle sadece kilo vermek isteyenler değil, aldığı bir karara tutunmak isteyenler de okuyorlar. Çok sık yorum geliyor. Bana çok destek oluyorlar. Moralimin bozulduğu anlarda arayanlar bile oluyor. Çok arkadaş edindim ben Şişman Manifesto sayesinde. Hepsi de birbirinden kıymetli, güzel insanlar. Kilo vermek isteyip, bunu bugüne dek yapamamış ve şu an güzel güzel kilo veren birçok insan var. Amacına hizmet ediyor sanırım bu blog. Çok mutlu oluyorum. Tarif bile edemiyorum. Birine bir faydam dokunuyorsa ne mutlu bana…

9) Son olarak akıllı gelişim sitesini ziyaret edenlere tavsiyelerin var mı?

Akıllı gelişsinler. Hepimiz öyle ya da böyle bir şekilde gelişiyoruz. Benim vaktiyle akılsızca geliştiğim gibi… Akıllı gelişebilmek için öncelikle içine kimyasal olan yiyeceklerden uzak durmak lazım. Mideyi tam doldurmamak lazım. Her zaman kapasitenin yarısı kadar yemek lazım. Hayatı yiyerek harcamamak, yemeyi sadece yaşamak için gerekli olan bir yakıt olarak algılamak lazım.

Ömrümüz bir tane. Biz her ne kadar kendimizi kedi gibi dokuz canlı sansak ve öyleymiş gibi davransak da değiliz. Yani ömür dediğimiz çarçur etmeye gelmiyor, çünkü açılan hasarlar çok zor tamir ediliyor. Zaman kısa, yapacak çok iş var. Çok okumak, çok düşünmek, çok dinlemek, çok konuşmak , çok tefekkür etmek, çok tartışmak, çok hissetmek lazım… O zaman hemen davranmak, erken kalkıp kavgaya girmek lazım… Kısacası “uyanmak” lazım…

Demet vakit ayırdığın ve bu zor yolculuğunda yaşadıklarını, kendindeki değişimi ve duygularını bize aktardığın için çok teşekkür ederim. Umarım Akıllı Gelişim okurları içinde kilolarından kurtulmak isteyenler siteni ziyaret ederek motivasyon bulurlar.

Demet’in önceki haline ve sonraki haline baktığınızda ne kadar başarılı olduğunu sanırım daha iyi anlayacak ve takdir edeceksiniz.

Sevgiler.

Demet’in kilo vermeye başladığındaki hali

Demet’in şimdiki fit hali

, ,

  • tosbagalarr

    Bu demet hanım nerelere kayboldu. Bulamıyorum bir türlü

  • FERYAL

    facebooka nasıl ekleyebilirim bu demeti yaaa??

  • ipek

    gorunce bende kendime geldimmm isteyince insan herseyi basariyormusss teprik ederimmm demettt seniiiii

  • zeynep

    Çok azimli ve başarılı bir insan.Arkadaşlarıma okumalarını tavsiye edeceğim.İlham kaynağı ve çok içten.BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM.

  • Demet harika gözüküyor. İsteyince oluyormuş a güzel örnek. Tebrikler!

  • ayten

    Bu kiz benim ilham perim;)onun blogunu okutuktan sonra kendime geldim:)ve canimizin bize Yaradan tarafindan bir emanet oldugunun farkina vardim. Boyle insanlarin taninmasi lazim…size de Demete de tesekkurler…

  • Pingback: “Akıllı Gelişim” Ropörtaj | Şişman Manifesto()

Powered by WordPress. Designed by Woo Themes

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.