Procrastination (Erteleme Hastaligi) Nedir, Nasil tedavi Edilir?

Yaklaşık 3 yıldır bu konu hakkında yazacağım ama erteliyorum (ironiye bakın). Eski bir kronik procrastinator (erteleme hastası) olarak tecrübelerimi ve bu hastalığı nasıl yendiğimi anlatıyorum. Uzuuuun bir yazı olacak hazır olun.

Procrastinator Kimdir?

Sanıldığının aksine procrastinatorler (artık ingilizcesini kullanacağım) “tembel” insanlar değillerdir, bu yaygın bir yanlış anlama. Tam tersi procrastinatorler inanılmaz azimli, çalışkan, çoğu zaman zeki ve aşırı mükemmelliyetçi insanlardır.

Doğru duydunuz…

Erteleme hastalığı tembellik değildir, bir türlü başlayamamaktır. Tembellikle karıştırılmasının sebebi her iki tip insanın da günün sonunda kaydadeğer birşey üretemiyor olmasıdır.

Örneğin diyelim ki 5000 kelimelik bir dönem ödevi hazırlanacak, tembeller de, procrastinatorler de bu ödevi bitiremezler.

Ama tembel “ya salla ödevi, gidiyim şu koltukta uzanayım” diyip en ufak vicdan azabı çekmezken procrastinator “bu hazırlayacağım ödev dünya tarihini değiştirecek, insanlığın geleceğini şekillendirecek ve evrendeki tüm problemleri çözecek mükkemmellll bir ödev olmalı” gazıyla alır kalemi kağıdı ödevi yapmaya saat kaçta başlayacağını, saat 14:23’te vereceği tam 6 dakika 30 saniyelik araya ve 4,5 saatlik uykuyu hangi saat dilimlerinde uyuyacağını planlar (e kolay mı böylesine mükemmel bir ödev hazırlamak? NASA gibi planlama yapması lazım)

Sonra iş gerçekten yazmaya gelince başarması gereken işin yükü altında ezilip “1 saat sonra başlayayım”, “saat şimdi 15:37 tam 16:00 olunca başlayayım”, “tüh 16:05 oldu en iyisi uykumu alayım iyice yarın başlayayım” diye devam ederek ödev teslim saatine çok az kala başlar.

Tabi zaman baskısı sebebiyle artık dünyayı kurtarma iddiası kalmaz, “olduğu kadar” diyip en iyi ihtimalle normalde yapabileceğinin %50’si kadar bile iyi olmayan bir ödevi teslim eder (çoğu zaman da edemez)

Bu arada stresten psikolojik rahatsızlıklar başlar, tırnak yer, saçlarını döker, düzgün yemek yiyemediği için abur cuburla beslenir göbek yapar, etrafındaki önemli insanları (anne-baba-sevgili-arkadaş delirtir ve mutsuz eder)

Tabi bu arada koltuğa uzanmış tembel kişi bile yarım yamalak da olsa birşeyler teslim edip mezun olabilirken, procrastinator okulu uzatır.

 

Procrastination’ın maliyeti çok büyük

Kronik erteleme hastalığı uzun vadede insanın sağlığını kaybetmesine, sosyal hayatta yalnızlaşmasına, ciddi gelir kaybına, depresyona, eğitimine ve kariyerine mal olur.

Her yıl sadece bu sebepten binlerce insan yukarda anlattığım sıkıntıları yaşıyorlar ve bu kadar ciddi bir problem (bence) devlet seviyesinde ele alınıp psikologlarla çözülmesi gerekirken umursanmıyor, şaşırıp kalıyorum.

5 adımda procrastination’ın çözümü

Şimdi madde madde anlatıyorum:

1) Kendinizle yüzleşip ve durumu kabul edin. Problemimin farkına varın ve bunu çözmek için kendiniz 3 aylık bir zaman tanıyın. 3 ay içinde bu alışkanlıktan kurtulup işleri gününde yapmaya başlama hedefi koyun.

2) Procrastinator’lerin en büyük sıkıntısı “anlık keyif” dediğimiz şeydir. Önünüzde 3-4 gün sürecek bir rapor varken, yanı başınızda bir bilgisayar oyunu varsa eninde sonunda direncinizi kaybeder ve oyun oynamaya başlarsınız. Veya yapmanız gereken ve acil bir ödev varken arkadaşınız sizi sinemaya çağırıyorsa gitme eğilimi gösterirsiniz.

Bu sebeple etraftan dikkatinizi dağıtacak herşeyi kaldırın.

3) Bilgisayarınıza gün içinde yaptığınız şeyleri takip eden ve raporlayan rescue time isimli yazılımı kurun. Browser’da dikkatinizi dağıtan bütün siteleri bloklayın. (facebook, forumlar, rss, gazeteler vs. vs.) Bu sayede internete girdiğinizde dağılmadan sadece bakmanız gereken şeylere bakıp çıkabilmeye başlarsınız.  (Google chrome kullanıyorsanız StayFocusd isimli uygulama da bu konuda süper)

(Bu adımlar hazırlık aşaması ve çok önemli… Etrafınızda dikkatinizi dağıtacak hiçbirşey bırakmamalısınız)

4) Procrastination’ın en büyük sebeplerinden birisi yapılacak işi olduğundan daha büyük ve zor görmektir. Oysa ki parçalara ayrıldığında her iş yapılabilir hale gelir.

Bu sorunu çözmek için Pomodoro tekniğini uygulamaya başlayabilirsiniz. Pomodoro tekniğini başka bir yazıda daha detaylı anlatacağım, ama çok basit bir şekilde şu: Kendinize bir çalar saat ayarlıyorsunuz, saati 25 dakikaya kuruyorsunuz ve bu 25 dakika içinde sadece 1 şeye konsantre oluyorsunuz. Telefon çalarsa açmıyorsunuz, arkadaşınız çağırırsa gitmiyorsunuz, tuvaletiniz gelirse bile yerinizden kalkmıyorsunuz. Amaç yerinizden kalkmadan sadece ve sadece 25 dakika konsantre olmak (bu kadarını yapabilirsiniz herhalde). 25 dakika böyle konsantre olduğunuzda göreceksiniz ki işler aslında çok kolay.

Sonra 5 dakika mola veriyorsunuz, kendinize çay koyuyorsunuz vs. kafayı dağıtıp sonra tekrar 25 dakikaya saati kurup çalışıyorsunuz. Hedef işi bitirmek’ten çıkıyor, 25 dakika çalışmaya dönüyor ve kolaylaşıyor.

5) Dağınıklığınızı ve yapılacak işler listenizi bir sistem dahilinde çözmek isterseniz ve Getting Things Done isimli sistem çok faydalı. Bunu da daha sonra çok detaylı anlatacağım ama basit olarak şöyle çalışıyor.

Diyelim ki “Türkiye’deki sivil toplum hareketleri” konusunda 1000 kelimelik bir makale yazmanız istendi. Bu Getting Things Done (GTD) sistemi için bir “proje”dir ve her projede olduğu gibi aşamaları vardır. Önce projeyi inbox (gelenler) klasörüne koyuyorsunuz. Eğer bu proje 2 dakika içinde yapılabilirse hiç beklemeden yapıyorsunuz.

Eğer bu birçok aşamadan oluşan ve uzun bir işse oturuyorsunuz bu işi küçük ve anlamlı parçalara kırıyorsunuz, mesela:

  • “Türkiye’dek sivil toplum hareketlerinin listesini google’dan çıkartmak”,
  • “Önemli hareketleri seçip, bunlarla ilgili yazılmış 1-2 makale okumak”,
  • “önemli sivil toplum hareketleri için okuduğum makalelerden 1’er paragraflık özet çıkartmak”,
  • “bir zaman sıralaması ile bu özetleri birleştirip ilk taslağı oturtmak”,
  • “ilk taslak bittikten sonra giriş paragrafını yazmak”,
  • “yazıdaki bütünselliği sağlamak adına paragrafları birleştirmek”,
  • “sonuç paragrafını yazacak kadar bilgi edindikten sonra bu hareketlerin amacını ve etkilerini anlatan bir sonuç paragrafı yazmak”

Bu aşamaları çıkarttıktan sonra bunların içinde eğer başkasına delege edebileceğiniz bir şey varsa o kişiye yolluyorsunuz (mesela bir arkadaşınız size makale bulabilir vs.) ve delege ettiğiniz iş waiting (bekleyenler) klasöründe duruyor ve düzenli takip ediyorsunuz.

Sonra yukardaki pomodoro tekniğini kullanıp hemen google’ı açıyorsunuz ve 25 dakika içinde Türkiye’deki sivil toplum hareketlerinin listesini çıkartıyorsunuz ve ilk aşamaya bir tik atıyorsunuz, kendinize bir çay koyuyorsunuz… Bakın proje ilerledi bile. Kocaman ve yapılamaz gibi görünen bir proje, birden yapılabilir hale geldi.

Sonuç: Procrastination’ın çok daha derin psikolojik sebepleri olabilir, belki profesyonel yardıma da ihtiyacınız vardır. Ama bu dertten müzdarip insanların çoğu aslında “mükemmelliyetçilik” ve “başaramama korkusu” sebebiyle bu derde kapılıyorlar.

Çözümü ise 25 dakikalık konsantrasyon seansları ve bir sistem dahilinde (örn. GTD) gün içinde yapılacak işler listesinin işlenmesi ve yapılması. Ama önemli olan önce bunu yenme isteği, sonra dağınıklıkları ortadan kaldırmak ve bıdı bıdı yapmadan 25 dakika çalışabilmek.

O kadarını yapabilirsiniz değil mi? Hadi 30 gün bunu deneyin, göreceksiniz işe yarayacak.

,

  • Emre Acar

    pomodore tekniğini biliyordum ama pek bir verim alamamıştım demek ki eksik olan şey (getting things done) buymuş. Kesinlikle deneyeceğim. Yazı çok faydalı olmuş teşekkür ederim.

  • Pingback: Belki de ‘’Procrastination’’ dur? - PDR Öğrenci Dayanışması()

  • SoneStar

    Hastaligimi buldum sonunda.. Tavsiye ettiğiniz teknikleri daha denemediğim için ‘çok yardımcı oldunuz’ demek için erken.. Ama öyle umuyorum. Teşekkürler.

  • kıvanç t

    Pomodore ve gtd tekniği hakkında yazmanızı merakla bekliyorum. Bu teknikler hakkında elbette kendi araştırmamı yaptım fakat tekniklerin verimli kullanımlarını kişisel deneyimle aktaran bir yazı çok faydalı olacaktır.

  • Aysun

    yazıyı okurken bile yarıda bırakıp, sık kullanılanlara eklemeyi tercih ettim….ertele,ertele, erteleee…:((

  • ismini vermek istemeyen gavat

    Tam ben dedim. İşte ben. Şu saat olayı dahil hepsini aşırı derecede yapıyorum.
    Farkında değildim. Farkındaydım ama bunun psikolojik sorun olduğunun bilincinde değildim. Farkında olmak dahi engel olmama yetti. Açıkcası bu yazı hayatımı değiştirebilir. Teşekkür ederim.

  • Ali Engin

    Yaziyi okudum ve tembel olmaya karar verdim :)

  • Halil

    Uzun zamandır düzenli ve sürekli bir şekilde ingilizce çalışmak istiyordum, ama bu siteyi bulduktan sonra ”ya birazcık daha okuyayım” diye hep sonra ertelemeye başladım bu isteğimi.Tavsiyenize uyacağım ve bu siteyi filtreleyeceğim.Teşekkürler :)

Powered by WordPress. Designed by Woo Themes

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.